=>Bu Bir www.izciseversayar123.blogcu.com Hizmetidir<= İzci Gülerek Yürür - Blogcu


More Cool Stuff At POQbum.com

MySpace Graphics

MySpace Graphics
Giriş sayfası yap Sık Kullanılanlara Ekle

Ziyaretçi Defteri -
Yumurcak Tv İZCİLİK SİTESİDİR





ZÜBEYDE HANIM İ.Ö.O.'NUN İZCİLERİ

1/3/2008 ·

KÜME BAŞI:BÜLENT KAYIŞ

ÖBEK BAŞI ADI:ELİF NUR ALPER,NALAN AKIN VE OĞUZCAN UZUNÖNER

İZCİ ADLARI:AHMET BURAK ÜLKER,TOLGA CAN YAŞAR,ESRA NUR CANSIZ,

ENES ASLAN,FATMA YILDIRIM,NALAN AKIN ELİF NUR ALPER, AYŞEGÜL ALPER,OĞUZ CAN UZUNÖNER,CİHAT EMRE TİMUR,ÇAĞLAR GÖKÇE VE IRMAK YILMAZ'DIR.

 

ZÜBEYDE HANIM İLKÖĞRETİM OKULU 4/D SINIFI İZCİLERİ'DİR.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

İzcilik El Kitabı

5/2/2008 ·

GÜNÜMÜZ DİLİNE UYARLAYANIN NOTU:

Obabaşının El Kitabının Sayın Selahattin SOYSAL tarafından yapılan çevirisini izciliğimiz zamanında defalarca okumuş, hâttâ ezberlemiştik. Oysa biz, o zamanlar gerçekten izciliği yaşayarak kopmadan gelmiş bir zincirin halkalarından olan izci ünitelerinden yetişmiştik. Yani aslında Obabaşının El Kitabını liderlerimiz bize zaten yaşatarak öğretiyordu. Aradan zaman geçti ve Türkiye'deki izci liderlerimiz arasında izcilikten gelen kişilerin sayısı iyice azaldı. Hatta birkaç yıl önce yapılan bir İl Temsilcileri toplantısında bir soru sordum.İzcilikten gelen kaç kişi var aramızda.Sadece 5 el kalktı. Tekrar sordum,John THURMAN; ın yazdığı ve aramızda bulunan Sayın Selahattin SOYSAL ın çevirdiği Obabaşının El Kitabını kaç kişi gördü? Evet, sadece kaç kişi gördü diye soruyorum okudu diye değil. Sadece 4 el kalktı. Bunlar da izcilikten gelen liderlerdi.

Sonra kendi kendime düşündüm ve dedim ki, Oymakbaşı Kurslarında süre zaten az ve yeterince oba sistemi anlatılamıyor. Birçok lider izcilikten gelme değil, pekiyi oba sistemini nereden biliyorlar?
Bilmiyorlar.

İzciliğin temeli olan oba yı bilmeden nasıl izcilik yapıyorlar?
İşte o kadar yapıyorlar.

Acaba izciliğin günümüzdeki durumunda bu eksikliğin payı var mı?
Cevabı size bırakıyorum.

Bu kitabın problemleri aklıma geldi. Çevirenin notundan da anlaşılacağı gibi, cümle ve kelimelere sadık kalma arzusundan dolayı akıcı bir üslup kullanılmamıştı. Hele öyle ağdalı bir Osmanlıca kullanılmıştı ki günümüz çocuk ve gençlerinin anlamasına imkân yoktu.

Hepsine olsun desek bile kitabı artık ancak müzelerde bulabilirdik.
Pekiyi neden orijinalinden yeniden çevirtmedim? Birincisi İngilizcesi çok iyi olup oba sisteminden gelen birisini bulmam lâzımdı. Bunu bulmak son derece zordu.

İkincisi ise şu; Ben yazarın yazdıklarıyla ne kadar ilgili olduğuna, ne kadar duyarak yaşayarak yazdığına dikkat ederim. Çevirmenin bu işin içinden geldiğini, izciliğin ilk yıllarını, şaşaasını, izciliği yaşayan birisi olduğunu biliyordum. Her ne kadar aslına sadık kalma gayesi güttüyse de, mutlaka çeviri sırasında ona bir ruh kazandırmıştır diye düşünmemdir.

Okuduğum okul ve dersler itibarıyla biraz yatkın olduğum Osmanlıcadan dolayı, kolayca bunun üstesinden gelebilirim zannettim.

Günümüz Türkçesine çevirmeye başladım. Benim Osmanlıcam da yetmedi ve Osmanlıca - Türkçe Lügatini kucağıma açıp sıkıştığım yerde kopya çekmem gerekti. Bazen yine de içinden çıkamadığım yerler oldu ve tam karşılıklarını verebilmek için işin uzmanlarına danışmam gerekti.

Sonuçta daha akıcı ve günümüzde daha anlaşılır hale geldiğini sandığım bu hale ulaştı.
Bu çabayı, oba olmazsa izciliğin olmayacağını bilenler için harcadım.

Hasan D. SUBAŞI
Türkiye İzcilik Federasyonu Başkanı

Bu kitap, eskiden ve hâlâ obabaşı olanlarla gelecekte olacaklara Brownsea adası, oymağınızın, oymağımın bütün obabaşılarına, izcilikteki en iyi vazifeyi uhdelerinde bulunduran şanslı kişilere, her yerdeki obabaşılara ithaf edilmiştir.”


1. BÖLÜM

OBA SİSTEMİ NEDİR?

Futbolun kurallarını bilmeden başarılı bir takım kaptanı olamazsın. Lokomotifi işletmesini bilmeden treni hareket ettiremezsin. Pastaya konan malzemeleri bilmeden yenebilecek bir pasta yapamazsın. Bunun gibi, oba sisteminin ne demek olduğunu anlayamadan iyi bir obabaşı olamazsın.
Tesadüfen, bir futbol takımı kaptanı olman mümkün, bir lokomotifi şöyle bir harekete geçirebilirsin, birçok aşçının yaptığı gibi pasta pişirmen mümkündür.
Ancak, obabaşılığı nasıl yapılacağını öğrenme zahmetine katlanmadan kabul edersen hata yapma ihtimalin büyüktür. Her şeyin bir anda bitmesi, bundan daha önemli olarak, sana bel bağlayan çocukların güvenlerinin sarsılması kaçınılmazdır.

Obabaşı olarak başta, sonda ve her zaman şunu hatırlaman çok önemlidir; Diğer izciler sana dayanmaktadır.
Senin en ufak bir davranışın bile daha iyiye veya daha kötüye gidişe sebep olacaktır. İyiyi görmenin senin görevin olduğunu bilmelisin. Tahmin ederim ki sık sık şu sözleri işitmişsindir.

Önemli olan küçük noktalardır.Bu sözü bıkıncaya kadar tekrarlamışlardı bana. Gerçektende böyledir. Ne kadar küçük olursa olsun, ufak sebeplerin sonucu etkilediğini biliriz. Hattâ, ufak konuların sayıca fazla olması halinde çok kimseyi etkilediği de bir gerçektir.

Derler ki;Küçük felâketler bizi denemek içindir.

Eğer sen de benim tecrübelerimden geçmişsen hiç şüphem yok ki, sen de hakikaten küçük felâketlerin bizi denemek amacıyla olduğuna inanmaktasın.

Oba sistemi öyle bir sistemdir ki, bir çok ufak konudan meydana gelir. İşte esas zorluğu da buradadır.
Oba sistemi uygulamasında neden problemler çıkar, neden kolay anlaşılmaz?

İnanıyorum ki bu kitaptan alacağın fikirler sonunda, bu sistemin neden çok önemli olduğunu ve ne kadar çok şey ifade ettiğini anlayacaksın.

Oba sisteminin kolay olmamasından dolayı çok memnunum.

Eğer oba sisteminin uygulaması için bütün yapmamız gereken şey, oymağın kapısına Oba sistemi uygulanır levhası takmak olsaydı, üstünde durulmayacak kadar önemsiz bir konu teşkil ederdi. Canı gönülden söylüyorum ki; Ne iyi ki, bu sistem aslında bu kadar basit bir şey değil. Seneler geçtikçe de kolaylaşmıyor. Belki de, sistemin bütün imkânları, güzelliği ve sırrı da bu özelliğindedir. O daima iki özel sıfata ihtiyaç gerektirir ve gerektirecektir. Birincisi anlayış, ikincisi gayret. Birincisine, genellikle herkeste olduğundan dolayı sahip olduğuna inanıyorum. İkinci sıfatı ise elde etmen icap eder. Çünkü ne olacaksa bu iki temel taşı üstünden başlayacaktır. Ben ve başkaları sana biraz açıklamada bulunabiliriz, fikir verebilir, nasihatte bulunabilir ve hatta cesaret de verebiliriz, ancak hiç kimse hiç birimiz bunu uygulayamayız.

Fakat sen obabaşı! ancak sen, oba sistemini uygulayabilirsin. Çünkü hakikaten her şey sana bağlıdır. Oba sistemini uygulaman senin bir gösterindir.

İzcilik hareketi başlayınca, oba sistemi fikri hakikaten bir inkılâptı. Gerçi birçok kişi kurucu B. P. yi eleştirmişlerdi.
Tehlikelidir, işlemez demişlerdi.Onun bela aradığını çocukların onu yıpratacağını söylemişlerdi. Ancak yıllar boyu oba sisteminin uygulaması çeşitli çocuk kuruluşlarında, okullarda ve okul dışında, çeşitli işlerde, sporda, hemen hemen her sahada ve izciliğin dışında, hayatın çeşitli safhalarında görülmeye başlanmıştır. Bombardıman uçaklarında, çocuk evlerinde, özel proje uygulamalarında, bilimde oba sistemi uygulamalarına rastlanır.

Her halde, izciliğin kurulduğu ilk günlerden bahsetmek iyi olacaktır. Çünkü kendisinden bahsedilecek kadar eski bir geçmişimiz vardır. Bu tarihten ders alabilecek zekâmızın bulunduğunu ümit ederim.

İzciliğin ilk yıllarında memleketin her tarafındaki, daha sonra da dünyanın her yanındaki çocuklar Scouting for Boys (Erkek Çocuklar İçin İzcilik kitabını satın aldılar, okudular ve kendilerinden obalar kurdular. Kendilerinden obalar kurdular cümlesini tekrarlamak isterim.

Bu demektir ki; Bu çocuklar kendi aralarından birini takip ettiler. Herhangi bir makam tarafından atanmasına gerek kalmadan onu takip ettiler. Çünkü onun etrafında toplanarak izci olmak istiyorlardı. Obayı oluşturdular ve kendilerini yetiştirmeye başladılar.Erkek Çocuklar İçin İzcilik kitabı onlara rehberlik ediyordu.

Çok geçmeden diğer obalar gibi onlar da gördüler ki daha bilmedikleri çok şey, bulamadıkları ve hatta başka bir büyüğün yardımı olmadan yapamadıkları çok şey vardı. Böylece bu obalar ikişer üçer birleşerek oymakları oluşturmaya; oymaklar da oymakbaşılarını bulmaya başladılar.

1908 yılıydı. Bir çocuk grubu paralarının bir kısmını biriktirmek suretiyle Erkek Çocuklar İçin İzcilik adlı broşürlerden satın almaya başlamışlardı. Eski ambarda toplanıp BP'nin tavsiyelerini uygulamaya çalışıyorlardı. Çok şey öğreniyor ve eğleniyorlardı. Bir gün kampçılık hakkındaki bölümü okuyorlardı. Şimdiye kadar geçen bütün tavsiyeleri uygulamışlardı. Diğerlerine göre biraz daha zor olan bir uygulama karşısında yenilmek akıllarından geçmiyordu. Hiçbiri daha önce böyle bir faaliyette bulunmamıştı. Hatta kampçılık hakkında en ufak bilgileri bile yoktu ancak bir oba olarak hepsinde; senin de obanda bulunduğunu tahmin ettiğim bir şey vardı:

Hakiki bir maceracı ruh

Onlar her şeyi denemek için hazırlanmışlardı. Durumu görüştüler, kendilerine lazım olabilecek her şeyi almayı kararlaştırdılar. Kimse onlara iş bölümü hakkında bir şey söylemediğinden doğal bir iş bölümüne gitmişlerdi. Bill, Jack ve Tom yemek malzemelerini hazırlayacaktı. Lider Martin çadırı temin edecekti. En küçükleri Alec bir araba bulabileceğini tahmin ettiğini, Lider pişirme kaplarını bulacağını söylemişti. Her çocuk kendi yatağını bulmaktan sorumlu tutuldu. Böylece 1 Haziran Cumartesi öğleden sonra buluşup yola çıktılar. Alec’in arabayı getirmenin zor olabileceğini söylemesi, obabaşının bir branda bezini çadır yerine kullanabileceklerini bildirmesine rağmen can sıkıcı sorular ve tartışmalar olmadı. Hepsi özellikle bir ay yetecek miktardaki yiyeceklerinin fazlalığından memnundular. Arabaya yükleyebildiklerini yüklediler. Araba ancak erzakları alabildiğinden geri kalan malzemeyi sırtlarına yüklendiler. Nereye gideceklerini bilmiyorlardı, haritaları yoktu. Hoş, zaten böyle bir şeyleri olsaydı da hiçbirinin onu okuyabileceğini tahmin etmiyorum. Neyse az zamanda çok yol aldılar. Kasabadan çıktıktan sonra bir çırpıda tepeyi aştılar. Şimdi onlar tabiatın ortasındaydılar. Yollardan uzak kaldıkları sürece memnun olan kimselerdi. Dolayısıyla ellerinden geldiği kadar açık arazide yürüyorlardı.

Güneşin batmasına yakın yerleşmişlerdi. Kamp yerleri çok güzeldi. Toprak bir yol ile dere arasındaydı. Dereden yıkanma, bulaşık ve pişirme suyunu temin edebileceklerini düşündüler. Her ne kadar su pek temiz olmasa da bu hikâyelerini defalarca çok anlatacak kadar yaşayabildiler. Yaktıkları ateş biraz büyüktü. Hatta ikiden fazla kibrit çöpü kullanmışlardı. Onu yakarken herhalde Kızılderililerin şu sözünü bilmiyorlardı. Kızılderili küçük ateş yakar ve yanına sokulur, beyaz adam büyük ateş yakar ve yanına yaklaşamaz.

Daha sonra oturup yemeklerini pişirdiler. Yemek biraz tuhaf olmuştu. Hatta biraz da yanmıştı. Ama onlar hayatlarındaki en güzel yemeği yediklerinden emindiler. Daha sonra ki çok da geç olmuştu, çadırı kurmayı denediler. Liderdeki bıçak yardımı ile iki direk ve çadır kazıklarını yaptılar. Üstün körü çadıra benzettikleri bir branda bezinin altına kıvrılıp yatılar. Altlarına serecek bir yer bezi olmamasına rağmen çok şanslıydılar. Çünkü yer kupkuruydu. Aslında taban brandasının ne olduğunu bile bilmiyorlardı. Hatta asıl soğuğun yerden geldiğini dahi bilmiyorlardı. Ancak tecrübe onların en büyük öğretmenleriydi. Uyumadan önce konuştular. Hepsinde birer öncü ruhu belirmişti. Çok geçmeden teker teker uykuya daldılar. Hepsi uyumuştu.

Yalnız biri hariç... Bu liderleriydi.

Liderde onlardan başka bir duygu vardı. Bu sorumluluk duygusuydu. Onlara, uyanık kalmaya gayret edeceğini söylemişti. Gece yarısı olduğunu tahmin ediyordu fakat aslında on sularıydı. Birden çadırın dışında bir ayak sesi duydu. Sessizce bekledi. Biraz sonra bir fener ışığı gördü. Onu takiben kocaman iki postal gözünün hizasında duruyordu. Yukarı baktıkça mavi bir pantolon gördüğü anda bir ses duyuldu.Buralarda ne halt ediyorsunuz bakalım!Diğerleri de uyandılar.

Karşılarında bir polis duruyordu. Lider cevap vermeye çalıştı:biz izcileriz, kampa çıktık.

Fakat 1908'de pek çok polis izcinin ne demek olduğunu bilmiyordu. En önemlisi, karşılarındaki polis hiç bilmiyordu. Cevabı şöyle oldu:Hadi bakalım arkamdan geleceksiniz.Eşyalarını toplayan oba, polisin arkasından tın tın gittiler.

Hayret ettiler, çünkü çok geçmeden kasabaya varmışlardı. Görünen oydu ki haritaları olmadığı için gündüz dere tepe yürürken daireler çizmişler ve kasabanın çok yakınlarında kamp kurmuşlardı. Asıl komedi evlerine girdiklerinde ortaya çıkmıştı.

Fakat yılmadılar. Ertesi akşam yine ambarlarında toplantıdaydılar. Liderleri vakit kaybetmemiş,Erkek Çocuklar İçin İzciliki yeniden gözden geçirmiş ve başarısızlıklarının sebebini bulmuştu. Çocuklar, kitapta bir oymakbaşından bahsediliyor, eğer bizim de bir oymakbaşımız olsaydı polis yanımıza gelmezdi.

Doğru, bu oymakbaşının vazifelerinden biridir. Hatta oymağın, obanın bir oymakbaşına ihtiyacı olduğunu gösteren sebeplerdendir.

O, hiç kimse tarafından işinize müdahale edilmeden izcilik yapmanıza yardım edecektir.

Senin özellikle şunu hatırlamanı istiyorum. Bu oba işe kendisi başladı, yine kendi tecrübeleriyle bir oymakbaşına ihtiyaçları olduğunu fark ettiler ve onu buldular. Bu oymak halen yaşamaktadır. Bundaki en büyük sebep belki de doğru düşünce ile başlamış olmalarındandır.

Bu gün uygulamalarda işe böyle başlanmıyorsa da, yeni oymakbaşı obayı oluşturuyorsa da, unutulmaması gereken asıl özellik, daha başlangıçtan beri obabaşının kilit noktada bulunduğudur. Eğer başarılı olamazsa, oba da başarılı olamaz.

Sık sık değil ama bilgi ve tecrübesini aşan hallerde oymakbaşını yardımına çağırır ve ona fikir danışır.

Uygulamalarda olan ve benim korktuğum şey oba ayırımının oymakta şekil için olmaktan ileri gitmemesidir. Böyle olursa hakiki oba oluşamaz. Hâlbuki oba aslında ayrı bir şahsiyete sahip olmalıdır. Oba, oymağın şahsiyetinden apayrı ve müstakil bir kişilik oluşturmalıdır.

İzci Oymağı obaların bir arada toplanmalarıdır. Eğer oba yalnız oyunlar yapan veya gösterilerde bulunan bir takım olsaydı, buna hiçbir zaman OBA demezdik.

Bir oymak toplantısı, obaların bir araya gelerek, tatlı bir rekabet içinde birbirlerini tanımaları ve fikir edinerek bir birlerine cesaret vermeleri hadisesidir. Obalar, toplantıdan sonra yeni bilgi ve görgüler kazanmak üzere, kendi hayatiyetlerini yaşatmaya devam etmelidir.

İtiraf etmek gerekirse dünyanın pek çok yerinde oymağın sık sık toplandığını, obaların ise tek başlarına toplantı yapma fırsatı bulamadığı görülüyor. Umarım ki oban böyle olmasın.

O gerekeni yapacak, genellikle oba olarak toplanacak, oymak toplantılarında da oba olarak kalacaktır. Oymakbaşına hiç ihtiyaç kalmadan obanı idare edebilmeni bekliyorum.

Nasihat ve fikir alma konusunda oymakbaşın sana yardımcı olacaktır. Akıllı bir oymakbaşı vazifesinin sadece bu olduğunu bilir. Bununla beraber bazı obabaşılar, oymakbaşını esas görevini yaptırmayacak kadar çok meşgul etmektedirler.

Bir radyo programında dinlediğim cümleyi burada kullanmak istiyorum. Her oba başı bu cümleyi sık sık oymakbaşına tekrarlamalıdır. Efendim, şöyle bir fikrim var.

Evet, sen fikirlerin kaynağı olmalısın. Üstelik senin fikirlerini uygulayabileceğin bir oban da var.

Dikkat edilmesi gereken bir şey de ölçektir. İzcilikte, bir fikrin uygulamaya değer olup olmadığını gösteren bir ölçek vardır. Bu ölçek kullanımı kolay ve çok yakınınızdadır.

Fikriniz, izcilik and ve türesine, ruhuna uyuyor mu?Evet ise ileri...!!! Değil ise bir başka fikrini uygulamaya...
Unutma ki iki sebepten dolayı obabaşı seçildin. Birincisi kendine yararlı olman içindir. Obabaşı olman sana, başkalarını idare etme fırsatını verir. Bu izciliğin sana verebileceği fırsat ve ayrıcalıklardan biridir.

Hiç kimse senin tam anlamıyla bir lider olmanı isteyemez. Ama sen zamanla ve tecrübelerinle iyi bir lider olacaksın. Lider olmadan obanda bir izciydin. O zaman, bir lideri nasıl takip etmen gerektiğini öğrenmiştin.Hiç kimse bir lidere itaat etmeden iyi bir lider olamaz.

Hatta hiç kimse başkasına itaat etmeyen birinin arkasından gitmez.

Obabaşı seçilmene ikinci sebep ise, oymakbaşın ve diğer obabaşı arkadaşlarının, obanın seni takip edeceğine inanmalarıdır.

Ayrıntılara girmeden önce hatırlatmak istediğim bir şey daha var.

Bir obabaşı olarak sen, obandaki diğer izcilerin, izciliklerinin devam etmekte olup olmadığını takip etmekle görevlisin. En azından, en önemli olanı her birinin, sadece üniformalıyken değil, evde, okulda, işte ve her yaptıklarında izci söz ve türesine sadık kalıp kalmadıklarına, iyi birer izci olup olmadıklarına her zaman dikkat edeceksin. Bunu yapabilmen için bir tek yol vardır. Bu da Kendi hareket ve davranışlarına dikkat etmektir. Bunu bıkacak kadar çok duyduğunu tahmin edebiliyorum, insan olduğumuzdan hepimiz bu sözü unutmaya mahkûmuz ve sık sık hatırlamaya ihtiyacımız var.

Eğer obabaşı isen, bu özelliğinin sadece bazı günler ve kamplarda olmadığını bilmelisin. Sen her gün, her dakika ve her hareketinle bir obabaşısın.

Aslında sana ait her düşüncenin etkisi vardır. O senin liderliğinin bir parçasıdır. Senden, obanın seni her zaman takip etmesi beklenmektedir. Bunun sorumluluğunu oymakbaşından obabaşı işareti olan iki şeridi teslim aldığın anda dolayısıyla kabul etmiş oluyorsun.

Hatta bazı oymaklarda bu özel bir törenle yapılır. Bunda resmi hiçbir taraf yoktur. Obabaşı işaretlerini alınca izci andını tekrarlar ve iyi bir obabaşı olmak üzere de and içer. Bu merasimlerde tekrarlanan yeminlerden hoşuma gideni şudur:

"Obamı kendimden önce, oymağımı ise obamdan önce düşünmek üzere söz veririm."

Obamı kendimden önce düşünmeliyim. Evet, çünkü liderlik her şeyden önce bencillikten uzaktır. Liderlik tarihindeki tecrübeler bunu açıkça ortaya koymuştur. Güney kutbunda Scott ve Oatus'un fedakârlıkları, Gilwell Park'taki Warden's Hut'a gece geç vakit çalılara takılmaktan kan revan içinde gelen ve "Nedir bu halin oğul?" diye sorulduğunda "Ben değil; obabaşı yardımcısı kaynar suyu devirdi ve haşlandı" deyip bayılan obabaşı, liderlikte bencilliğe yer olmadığını belirten güzel bir örnektir.

İşte liderlik! Liderlik ki her zaman cesaret ister. Bunun gibi fedakârlıkları bizden çok az kimse yapabilmiştir. Senden istenen fedakârlık bu ölçüde değildir. Nihayet oba kampında pişen bir pastanın en büyük parçasını almamak gibi bir fedakârlık göstermen mümkündür. Prensipler aynıdır. Eğer bu küçük fedakârlığı yapmayı adet edinirsen ihtiyaç halinde herhalde daha büyüğünü yapacaksın. Hatta muhakkak yapacaksın.

Kötü liderlere iki örnek vermek isterim. Birincisi övünücü lider; o her türlü başarının kendi payı olduğunu iddia eder. Tabii bunun tersi olarak hiçbir başarısızlık onun eseri değildir. O her şeyi bilendir.Her şeyi bilirim, bana bakınız, tipi asla iyi bir lider değildir.

İkinci bozuk yumurta bundan çok kötüdür. Kabadayıdır.

Umumiyetle obabaşı yaşça büyüktür. Yaşça büyük olunca vücutça da büyüktür. İşte bundan faydalanarak her işi kabadayılığa vurur. Özellikle yeni izciler ondan epey çeker.

Bunu sakın ters anlama; obada disiplin olmasın demek istemiyoruz.

Disiplin şarttır. Fakat bu, benim yaptığımı yap,benim gibi ol disiplini olmalıdır.

Yukarda bahsettiğimiz övünücü ve kabadayı liderlerin iyi birer tip olmadığını kolaylıkla kanıtlayabiliriz.

İyi bir örnek olmayışlarından dolayı liderlikleri ancak izcilerin yanındayken etki gösterir. Bu ise liderliğin en kötü ve basit şeklidir.

Bu başlangıç bölümünü bitirmeden önce BP'nin oba konusunda söylediklerini hatırlatmak istiyorum.
BP der ki,Obabaşılarından çok şey beklemelisin. Göreceksin ki on seferin hiç olmazsa dokuzunda onlardan beklediğin sonuca ulaşacaksın. Yok, eğer onlara dadılık edersen birçok işlerde onlara güvenmezsen, onların kendi inisiyatifleri ile iş yapmalarına hiçbir zaman imkân vermemiş olursun.Burada BP oymakbaşılarına hitap etmektedir. Ben ise bunu sana hitap edecek şekilde tekrarlayacağım

İzcilerin senden çok şey bekleyeceklerdir. Senin bir dadıya ihtiyaç olduğunu hiçbir zaman göstermeyeceğine emin bulunuyorum.

Bundan dolayı bir obabaşı olarak sorumluluklarının bilincinde olarak, fikir ve ideallerini uygulamada inisiyatifini kullanacaksın. Obanı yetiştireceğine, gerektiğinde oymakbaşının öğütlerini ve yardımlarını isteyeceğine inanıyorum.

 

 

 

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

İzcilik Düğümleri Ve Bağları

5/2/2008 ·

 

GEMİCİ BAĞLARI
Gemicilikte kullanma yeri fazla olan halatların kullanıldıkları maksada uygun olarak, kuvvetlerinden kayıp etmeyecek ve iş bittikten sonra kolayca çözülecek şekilde yapılan işleme Bağ denir.
Gemicilikte, 50 ye yakın değişik tip bağ mevcuttur. Bunların bu günkü işlemlerde en çok kullanılanları inceleyeceğiz.
Bir halatı bağ yapmadan evvel incelersek halatın uç kısımlarına Çıma iki çıma arasında kalan kısmına Beden ismi verilir.

Doblin: Şekilde görüldüğü üzere bir halat bedenin sarkık olan kısmına denir.

Kroz: Halat bedeninin veya çımalarının birbiri üzerine aykırı olarak konulmasıdır.

Piyanlı Kroz: Küçük yelkenli teknelerin çarmıh başlarına yapılan bu bağ, aynı kroz gibi olup krozun sabit durması ve açılmaması için üzerine ince gırcala ile piyan yapılır.

Volta: Halat çımasını, diğer bir halat bedeni üzerine veya bir babaya veyahut bir kolonaya bir kere sarıp bedeni cihetine alınmasıdır.

Meze Volta: Bir halatın çımasını bir seren veya kendi bedeni üzerinde bir kroz kırdıktan sonra şekilde olduğu gibi çıma ile bedenin mukabil taraflara alınmasıyla yapılır.
Kropi: Halat çıması, bedeni üzerinden bir kroz alınarak yine aynı bedenin altından alınıp evvelki krozun üstünden ve içinden geçirilmesi ile olur.

Dülger Bağı: Bir halatın çımasını veya filika parimasını kolonaya, serene veyahut filika kızaklarına bağlamak için kullanılan bağdır. Bu bağın bağlanıp çözülmesi çabuk ve kolay olduğundan gemicilikte en fazla kullanılan baplardan biridir.

Voltalı Dülger Bağı: Dülger bağından daha kuvvetli olmak için yapılan bu bağ dülger bağının bir volta fazlasıdır. Büyük işkampavyaları kızakla karaya çekerken dülger bağının daha kuvvetli olarak bağlanması icap ettiğinden kızak pariması kızağa bu bağ ile bağlanır.

Meze Voltalı Dülger Bağı: Denizde her hangi bir sereni çekmek veya sürüklemek için şekilde görüldüğü veçhile seren üzerine yapılan bir dülger bağı ile bir meze voltadan ibaret bağdır. Gerek dülger bağının gerekse voltalı ve meze voltalı dülger bağlarının nasıl yapılacakları şekilde kafi derecede açık olarak gösterilmiştir.

Düğüm: Halat çıması, bedeni üzerinde bir kroz kırıldıktan sonra şekilde görüldüğü üzere çıma krozun içerisinden geçirilerek hasıl olur.

Kazık Bağı:İki meze voltanın bir araya gelme şeklidir. İpin ucu direk, kazık, dal veya başka bir ipin arkasından dolandırılarak büyük kısmın altından geçirilir ve bir çapraz teşkil edilir. Çapraz teşkil edilen noktada alttan gelen ip tutulur uç aynı istikameti bir defa daha dolandırılır ve kendi altından geçirilerek çapraz yapılır. (Bu bağ bir ipi direğe, kazığa,ağaca bağlamak için kullanılır, çabuk çözülmez ve kaymaz.) Kazık bağı elde yapılarak kazığa geçirilerek yapılır.
Filika parimasını sahilde her hangi bir mahalle bağlamak veya bir halat çımasını puntel ve vardavela gibi iki tarafı kapalı demirlere raptetmek için kullanılır.

Çifte Kazık bağı veya Matafiyon Bağı: Kazık bağının iki veya daha ziyade voltasıdır. Kazık bağı gibi bağlanır, fakat sonuncu voltadan evvel bir başka volta daha yapılır. (Katiyen kaymaz, emniyetli bir bağdır, ince bir ipi kalın bir ipe bağlamak, bir ipi ağaca, direğe, dala bağlamak için kullanılır.Bu bağ yelkenleri matafiyonlarından serenlere, çarmıh iskalaryalarını çarmıhlara ve tenteleri de yine matafiyonlarından vardavelaya bağlamak için kullanılır. (matafiyon; tente ve yelkenlere açılan deliklerdir. Bu deliklerin içlerine konulan pirinç veya galvanizli demir halkalara da radansa denilir.)

Çifte Düğüm Bağı: İki halat çımalarını birbirine eklemekte kullanılır. Bir halatın çıması üzeine bir düğüm bağı yapınız. Diğer halatın çımasını bu bağın içinden geçirerek birinci halatın bedeni üzerinde olmak suretiyle ikinci bir düğüm bağı yapınız. Her iki halatın çımalarını suga ederek ve iki halatın bedenini çekmek suretiyle düğümleri birbiri yanına getiriniz.

Anele Bağı: Bir halatın çımasını demirin anelesine veya gemilerin, bağlamak üzere şamandıraya verecekleri yomaların çımalarını şamandıra anelesine bağlamak için yapılan bağdır.

Balıkçı Bağı: Anele bağının başka bir nevi olup görüldüğü gibi halatın bağlanacağı seren kolona baba veya anele üzerinden iki tam volta alınarak halatın çıması yani C ucu aynı dülger bağında olduğu gibi iki voltanın altından geçirilerek yapılır. C ucunun alacağı vaziyet noktalarla gösterilmiştir.

Kolona Bağı: Palamarları sahilde bulunan kolonlara bağlamak için yapılan bağdır.

Kandilisa Bağı: serenleri makara veya bastikalara diğer bağlardan daha yakın bulundurmak için yapılan bağdır. Yelkenli filikaların yelken serenleri kandilisa halatına (mezkür sereni yukarıya ve aşağıya kaldırıp indiren halata) bu bağ ile bağlanır.

Çifte Kandilisa Bağı: Bazı yatların gabya yelkenleri kandilisa halatlarına yapılan bu bağ, kandilisa bağının üç voltası olup üçüncü voltanın halat çıması, kendi bedeni etrafından dolaşıp üç voltanın altından geçirilerek ikinci ve üçüncü voltanın üstünden ve birinci voltanın altından olmak üzere çıkarılarak yapılan bağdır. 

Margarita Bağı: Tekrar uzatılması icap eden bir halatı muvakkaten kısaltmak veya bedeni üzerinden kol atmış veya sair başka bir sebeple bedeninden zedelenmiş her hangi bir halatın o noktasından muvakkaten basıncı almak için kullanılan bir bağdır.

Sancak veya Iskota Bağı: Sancak savlolarını yekdiğerine bağlamakta, bir halatın çımasını makara bülbülüne raptetmekte ve flok yelkeninin gargari halatını (Gargari halatı, Flok yelkenini aşağıya çeken halattır. Makara bülbülü, makaranın altında bulunan halt çımasının bağlanmasına mahsustur.) floğun çörek yakasına bağlamakta kullanılan bağdır.

Çifte Sancak Bağı: Sancak bağının iki voltası olup yağmurlu ve fırtınalı havalarda sancak savlolarını yekdiğerine daha sağlam olarak bağlamak hususunda kullanılır.

Beden veya Kamçı Bağı: İnce bir halatı, kalın bir halatın bedeni üzerine bağlamakta kullanılır. Mesela kamçılı palanganın kamçısını patrisa, çarmıh veya sair her hangi kalın bir halatın bedeni üzerine bağlamak hususunda kullanılır.

İzbarço Bağı: Gemilerin sahile verilen yomaları sahilde bir babaya takmak için halatın çımasına yapılan geçici bir kasadır. Gabya çubuğu ile patrisalarda çalışacak personeli bu gibi yüksek mahallere çıkarmak ve indirmek için de bu bağ kullanılır.

Leş veya Sugalı İzbarço Bağı: Suyun üstünde veya dibinde görülüp de yetişilemeyen veya el ile dokunulması istenilmeyen her hangi bir cismi tutmak için kullanlan ve kement gibi çekildikçe sıkışan bir bağdır.

Doblin İzbarço Bağı: Bir halatın çımaları başka işlerde kullanılıp yalnız doblinine yapılan izbarço bağı olup direk ve çubuk gibi yüksek mahallere çıkmak için kullanılan bu bağ şekilde görüldüğü üzere iki kasadan ibarettir. Kasalardan biri koltuk altına diğeri de kalçalar altına alınır.

Çifte İzbarço Bağı: Personeli bir direğe veya bacaya veyahut Istralyaya çıkarmak için kullanılan bir bağdır. Görevli er bu bağın bir doblinine oturur, diğeri doblin koltuk altlarından geçer. Halatın diğer çıması erin çıkacağı donatılan bir bastikadan geçirilerek istenilen yere kolayca çıkarılır.

Camadan Bağı: Yelkenlerin camadana vurulması yani (yelken satıhlarının küçültülmesi) için camadan(kalçalarını) kamçılarını birbirine bağlamakta kullanılır.

Yoma Bağı: Aynı burgatada olmayan halatları yekdiğerine bağlamak için kullanılır.

Meza Voltalı Yoma Bağı: Gemilerin sahile veya şamandıralara bağlamak üzere kurt ağızlarından ve loçalardan verecekleri halatları yekdiğerine eklemekte kullanılır.

İzbarçolu Yoma Bağı: Kurt ağızları ve loçalardan geçmeyecek iki halatı yek diğerine bağlamak hususunda kullanılır.

Kanca Krozu Bağı: Çıması kısa kalmış bir halatı palanganın hareketli makara kancasına bağlamak için kanca üzerine yapılan bir krozdan ibarettir.

Burmalı Kanca Bağı: Her hangi bir halatı bedeninden palanganın kancasına bağlamak için yapılan bağdır.

Çifte Kanca Bağı: Palanganın kancasına emniyet edilemediği zamanlarda halat çıması palanganın makara bülbülüne bu bağ ile bağlanır.

Bindirme Kanca Bağı: Kanca ağzının açılmasına mani olmak için yapılan bağdır.

Tahta Bağı: Bacayı ve bordayı raspa etmek veya boyamak için baca yahut bordaya iskele kurmak üzere asılan tahtaların uçlarına yapılan bağdır.

Buranda Bağı: İstif olunacak yelkenleri ve buna benzer eşyayı bağlamak için yapılan meze voltalardan ibaret bağdır. Harp gemilerinde erat burandaları da bu bağ ile bağlanır.

Küp Bağı: Küp gibi kaidesi küçük karnı geniş cisimlerin dikey kaldırılması için küpün üzerine yapılan bağdır.

Olta Bağı: Çözülmesine lüzum görülmeyen eskimiş halatları eklemekte kullanılan bağdır. Balıkçı oltalarındaki kıllarda yekdiğerine bu bağ ile bağlanır.

Barbarişka: Irgat veya bir vinçle iyice boşu alınmış bir yomayı muvakkaten tutarak kaçırılmadan babalara volta etmek için yomanın bedenine şekilde görüldüğü üzere bir meze volta alınıp bükümü cihetine sarılan ince bir halattan ibaret bosaya barbarişka tutmak denir.

İspanyol Çıngınası: Gergin bulunan iki halatı bedenlerinden birbirine yaklaştırmak için üzerine sarılan ince bir halatın iki ucuna kavela takıp kavuşturulacak halatları birbirine kavuşturmak usulüne İspanyol çıngınası denilir.

Kavela Bağı: İspanyol çıngınası ve bilhassa piyan yapılırken halatın çımalarını iyice sıkmak için kavelanın ucuna yapılan bağdır.

Marsepet veya Filador Bağı: İki kasayı yekdiğerine veya yelkenli filika çarmıhlarını landa demirine raptetmek için kullanılan bağdır.

Piyan Bağı: İki ayağı aynı derecede zor gören çarmıh veya patrisa kasalarını teşkil etmek veya makara sapanlarını bağlamak için ince halatlarla, tel ve kalın halatlar üzerine yapılan bağdır.

Kroz Piyanı: Şekilde görüldüğü gibi kroz teşkil eden arma kasalarına krozun açılmaması için yapılan bağdır.

Çıma Piyanı: Halat çımalarının açılıp bozulmaması için çıma üzerine yine ince halatlarla yapılan bağdır.

İstırangilo: Kasalara yapılan piyan bağlarının sıkıştırılması için üzerine aykırı olarak sarılan diğer piyan bağıdır.

Mürsile veya Ala Portekiz Piyan Bağı: Gergin bulunan iki halatın bedenlerine yapılan piyan bağıdır.
Yukarıda yazılı piyan bağlarından başka adi piyan bağı denilen piyan bağları da büyük ve küçük yelkenli gemilerin arma kasalarında kullanılmaktadır.

İzbarço Tahtası: Direk ve bacalarda boya ve raspa işiyle meşgul bulunan tayfaya boya patlakları ile fırça ve raspa çekiçlerini çıkarmak için kullanılan tahtadır.

Fıçı İzbarçosu veva İzbirosu: Bir fıçıyı ağzı açık olduğu halde dikey kaldırmak için şekilde görüldüğü üzere fıçının alt başından vurulan izbirodur.

Kasalı İzbiro: Bir fıçıyı ağzı kapalı olduğu halde tıpa deliği üstte olmak üzere yatay vaziyette kaldırmak için şekilde görüldüğü gibi mezkur fıçının bedeninden ve şişkin vurulan izbirodur.

Denk İzbirosu: Şekilde gösterilen denk ve buna benzer eşyayı gemiye almak ve gemiden çıkarmak için kullanılan doblin izbirodur.

Çırçıl: Bir fıçıyı ufki kaldırmak için iki başlarına takılan iki adet enli kancalı bir zincirdir.

Arap Bocisi: Rıhtıma rampa etmiş bir geminin rıhtıma yakın bir lumbarından fıçı, bidon ve sair yuvarlak eşyayı rıhtıma çıkarmak veya rıhtımdan almak için kullanılır.
Lumbardan rıhtıma şekilde görüldüğü üzere birbirine yakın olarak iki adet sağlam ve kalın kalas konulur. Kalasların üzerine uçları gemiye merbut iki halat yatırılır. Fıçının altından bir doblin alınarak şekilde görüldüğü gibi tutulur. Hareketli çımaların yani eld bulunan halatların yavaş yavaş laçkasıyla fıçı veya sair madde meniyet ve kolaylıkla rıhtıma çıkarılmış olur.
Bundan başka gemiye alınacak ağır kalas ve saire eşyanın mavna içinde veya gemi ambarında istif esnasında kolaylıkla kavanca edilmesi hususunda da kullanılır. Bu gibi ahvalde iki halatın her iki çıması mapalara veya direk gibi sağlam yerlere tespit edilir. Halatın bedeni kavanca edilmesi lazım gelen maddenin altından dolaştırılarak dikmenin veya vinç bumbasının kancasına rapdedilir. Vincin hareketi ile beden üzerindeki eşya mapalara bağladığımız halatın çımaları tarafına doğru ağır ağır kavanca edilir.

Çifte Düğüm:Bir ipin ucu kendi üzerine çaprazlanmak ve sonra arkasından dolaştırılarak hasıl olan delikten iki üç defa Geçirilmek suretiyle yapılır. (Şekil: 1)

İlmek
Bir ipin ucu kendi üzerine çaprazlanmak ve sonra büyük kısmın bunun üzerine bükülerek hasıl olan geçirilmek suretiyle yapılır. Daha çok merdiven yapmakta kullanılır. (Şekil: 2)

Direkleri X Şeklinde Bağlamak
Direkler x şeklinde konur, ipin ucu üstteki direğe voltalı dülger bağı ile bağlanır. (Şekil: 92-1) sonra Her iki direğin arkasından dolandırılarak 7-8 defa sarılır. (Şekil: 92-2) İki defa direk arasından geçirilerek alttaki direğin arkasından bir defa dolaştırılır (Şekil: 92-3) ve daima iki direk arasından geçmek üzere birkaç defa sarılır. Nihayet alttaki direğin üst ucuna kazık bağı ile bağlanır. (Şekil: 92-4) 

İki Direği Yan Yana Bağlamak
Direkler yan yana konur. Bunlardan birinin üzerine kazık bağı atılır, ip diğerinin altından dolaştırılarak çaprazlanır, sonra bağlanmış olan direğin etrafında dolaştırılır, tekrar çapraz getirilir, bu suretle 8 çizer gibi 8-10 defa dolaştırılır, sonra iki direğin arasından iplerin üzerinden sıkıca sarılarak diğer direğe kazık bağı atılarak bağlanır. (Şekil: 4)

Direkleri Uç Uca Bağlamak
İki direği uç uca eklemek için üzerine yatırılarak çift bükülür ve iki direğin birleştiği yüzlerin kenarına konur. (B) ucu ile direklerin ve kendi evvela direklerin bu kısımları yontularak düzleştirilir, ipin (A) ucu kendi üzerinden sarılır, en sonunda bu (B) ucu bükülü ucun (G) gözüne geçirilir ve (A) ucundan çekilir. İp bir miktar içeriye girdikten sonra her iki taraftaki uçlar kesilir.

Ağız Bağı : Kancaların ağızlarına yapılan bağlardır. Yapılışı (Şekil: 7) de gösterilmiştir. (Kancalara takılı ip veya halatların çıkmasına engel olmak için kullanılır.)

Branda Bağı : Birbiri arkasına yapılan meze voltalardan meydana gelir. (Şekil: 8) (İki direği birbirine bağlamak, denk veya paket yapmak, süpürge saplarını bağlamakta kullanılır.)

Halka Bağı : İpin ucu halkadan geçirildikten sonra, büyük kısmı üzerine kazık bağı yapılarak meydana gelir. (Şekil 10) (Çıpaları bağlamak ve halkalara yapılacak bağların çözülmemesi için yapılır. (Şekil 11) de görülen bağa ıskarmoz bağ da denir. Kürekleri ıskarmozlara geçirmek için kullanılır.)

Camadan:Kalınlıkları aynı olan iki ipin eklenmesinde kullanılır. Yassı olduğundan yarayı acıtmaz, bu nedenle de yara sargılarında kullanılır.

Sancak:Bir adı da "tahlisiye" düğümüdür. Kalın bir iple ince bir ipi eklemekte kullanılır. Bundan başka bayrak çekerken, bir ipi küçük bir halkaya bağlamakta, bu düğümle büyükçe bir halka yapıldığında bir kimseyi herhangi bir yere sarkıtmakta veya çekmekte kullanılır.

Çifte Sancak Bağı: Sancak bağının daha güvenilir şekli. Özellikle sentetik ve kaygan halatlar kullanılıyorsa oldukça kaymayan yararlı bir bağdır.

Kısaltma ve Zincirleme Kısaltma:İpin ortasındaki bir çürüğü yok etmekte veya ipin fazla kısmının kısaltılarak kullanılma kolaylığı sağlanmasında kullanılır.

CEVİZLER VE KULANILIŞ YERLERİ
Gemicilikte cevizler bir halatın çımasına veya bedenine özel surette yapılan bir bağdır. Cevizler halatın çımasının bir delikten veya makara kanalından geçişini önlemek için veya bir halat üzerinde tutunmaya yardımcı olma amacı ile yapılır. Halat kollarının birbirinin altından alınıp meydana getirilirler değişik tipte olanları vardır. E önemlileri; Gerdel Cevizi, Arap Cevizi, Mevlana Cevizi, Marsiper Cevizi’dir.

Gerdel Cevizi: Halat çımasının ayrılan kollarından her kol yanındaki kolun altından alınmak suretiyle meydana getirilir.

Arap Cevizi: Halat çımalarının ayrılan kolarından her kol yanındaki iki kolun altından yukarı alınarak yapılan cevizdir.

Fener: Gemilerin çımalarını kapatmak için yapılan bir işlemdir. Cevizi yaptıktan sonra serbest kalan çımaları biri yanındakinin üstünden aşağı doğru alınır.

Mevlana Cevizi: Bir gerdel cevizinin üzerine fener yapılıp kollar her kanalı takip ederek bir kere daha işletilirse meydana gelen cevize mevlana cevizi denir. Vardamana halatlarında kullanılır.

Marsipet Cevizi:
Bir halat bedeni veya puntel üzerine yapılan ceviz şeklidir. Başlangıç olarak bir kazık bağı yapılır. Bu kazık bağını meydana getiren çımaları birer veya ikişer kere, yürütülürse marsipet cevizi meydana gelir.

Flador Cevizi: Her kol iki kolun altından ve kendi krozu içinden alınarak yapılan bir ceviz şeklidir. Filadorlarda kullanılır.

Ceviz Bağını Nasıl Yapalım?

İzci fularını süsleyecek ve tutturacak olan ceviz Şekillerde numara sırasıyla yapmamız mümkündür. Pratik kazanmak için çalışınız.

HALAT DİKİŞLERİ

Halatların kullanma şartlarında bazan yanlış bir hareket sonucu bedeninden kopması olağan hallerdendir. Pahalı bir malzeme olan halatı koptu diye tekrar kullanmaktan vazgeçemeyiz. Bu şekilde kesilen halatlar muhtelif usullerle bir birine eklenir ve tekrar yeterli olarak kullanılabilir. Bu ekleme işlemine halat dikişi ismi verilir.
Eklenecek halat eğer bir palanga sisteminde kullanılmayacak ise bu halatı Kolbastı dikişi ile birbirine eklenir.

Kolbastı Dikişi: Halatın kopan kısımları halatın kalınlığına göre 1 veya 2 ft kadar açılır ve açılan çımaları piyan yapılır ve şekil 1’de görüldüğü gibi kolları açılmış iki çıma birbirine karşı gelecek şekilde birleştirilir. Her kol karşı halatın kolları arasından kavalye ile açılıp işletilir. Her iki çımanın kollarını bir kere işletmek bir dikiş yapmak demektir. Genellikle iki buçuk veya üç dikiş bir halatın eklenmesinde yeterlidir. Halatın iki dikişten sonra kolların yarıya indirilerek tekrar yarım kolla dikişe devam etmek yarım dikiş olur ve bu şekilde kollar yarılarak dikişe devam etmekle dikiş veya düzenli bir şekilde gittikçe incelenir ve halat kalınlığına ulaşan bir şişkinlik şeklinde görülür. (Şekil-2)
Kolbastı dikişi ile eklenmiş olan bir halat yine eski sağlamlığına yakın bir güç kazanır. Bu tip ekli ve dikişli halatları fazla emniyet istene işlerde kullanmaktan daima sakınılmalıdır. 

Matiz Dikişi (Kanal Yürütme): Palanga donanımlarında kullanmak zrunda kalacağımız veya makaradan işlemesi gerekli bir işte kullanacağımız halatların eklemesinde kullanılan bir dikiş şeklidir. İsminde de anlaşılacağı gibi bir halatın çımasında yeteri uzunlukta 1 metre veya daha fazla bir kol açılır. Bu kolun halat üzerinde bıraktığı kanala eklenecek halatın açılmış bir kolu yürütülür. Ve bu kol sonda yarım ve dörtte bir dikiş halata dikilir. Bu sefer diğer halat çımasında bir kol yine aynı miktar açılır ve bu sefer diğer çımanın kolu bu kanalda yürütülür. Böylece halat bedeninde bir şişkinlik olmadan eklenmiş olur. Her ne kadar kolbastı dikişi kadar güçlü olmaz ise de yine normal çalışmalarda palanga sistemlerinde kolayca kullanılabilir.

Kasa Dikişi: Halat çımalarına daima kasa yapmak için kullanılan bir dikiş sistemidir. Halatın çımasında dikişe yetecek kadar kollar açılır ve kolların halatta kalan kısmın dibinden piyan yapılır. Kasanın büyüklüğü oranında bir mesafe bırakılıp açık kollar halatın bedenine kolbastı dikiş sisteminde olduğu gibi üç klda 2,5 dikiş yapılır. Kasanın daha sağlam olması için dikişe gelen kısmın façuna edilmesine fayda vardır.

Emzirme Kas Dikişi: Bir halatın bedenine kasa yapmak gerektiğinde kasa büyüklüğüne göre ayrı parça bir halat, kasa yapılacak halatın bedenine iki çımasından kasa dikişi ile dikilir. Dikiş yerleri façuna edilecek olursa, daha fazla bir sağlamlık kazanır.

Façuna: Bir halatın çımasını veya bedenini muhtelif etkilerden korumak için, halatın üzerine sıkı sıkıya bir sıra gırçala sarmak işlemidir. Daha ziyade sabit donanımları korumak amacı ile yapılır.
Bu işlemi yaparkenFaçuna tokmağı denilen bir alet ile Gırcala kullanılır. Halat kalın ise evvela halatın kanalları gırcala ile veya filesa ile doldurulur. Bu kanallar dolduktan sonra bir amerikan ile badarna edilir. Bu suretle halatın façuna edilecek kısmı tam yuvarlak bir şekle sokulur. Bundan sonra façuna tokmağı ile gırcala kullanılarak halatın istenilen bu kısmı façuna edilmiş olur. Şekilde bir halatın kanalı doldurulup badarna edildikten sonra façuna edilişi görülmektedir.
Façuna işlemlerinde rüzgar ve deniz etkisinde olan arma kısımları, Katranlı gırcala ile façuna edilir.
Tel halatların, kasa dikişi yapılan kısımları armalarda, tel ile façuna edilirler.

 

 

 

TESİS YAPIMI
Tesis yapımında kullandığın tüm bağlar sağlam olmalı ve kaymamalı. Bunu sağlamak için tesis projelerini oluştururken üçgenlere yer ver. Yaratıcılığını kullanarak daha değişik tesisler yapabilirsin. Tesis yaparken göz önünde bulundurman gereken şey yapacağın tesisin gerçekten işe yaraması ve kullanılmasıdır. Tesis yaparken ağaçlara zarar vermemen, yaş ağaç ve dalları kesmemen gerektiğini hiçbir zaman unutma.

SEDYE YAPIMI VE YARALI / HASTA TAŞIMA
Zor koşullar altında kış kampçılığı sırasında yaralanan veya hastalanan izcilerin en kısa zamanda güvenli bir yere götürülebilmesi için acilen bir sedye yapılması gerekebilir. Sedye yapımı bir beceriler bileşimidir. İzci düğümlerini iyi bilmek ve uygulamak şarttır. Mevcut sopalar veya kayaklar arasına arayı doldurmak için ara çubuklar bağlanır. Üzerine mut veya başka bir su geçirmez malzeme, onun üzerine de uyku tulumu konur. Hastanın veya yaralının yerleştirilmesi veya ilk müdahalede ilk yardım konusunda öğrenilenler uygulanır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Oyunlar

3/2/2008 ·

NEHİR:

           Küçük izciler iç içe iki daire olacak şekilde dizilirler yüzleri içeriye dönüktür. İç dairedeki küçük izciler nehirdeki kayalardır.

           Lider, "Nehirden yukarı" dediğinde dış dairedeki küçük izciler yürümeğe başlar "Nehir aşağı" dediğinde dış dairedeki küçük izciler ters istikamete dönüp yürürler.

           Diğer emirler şöyledir;

           Hızlı akıntı       -- Küçük izciler aynı istikamete koşarlar

          Akıntıdan kaçın  -- Küçük izciler kayaların arasından girip çıkarlar

           Kızılderililer     -- Küçük izciler Kızılderililer gibi ses çıkarırlar

           Kıyıya             -- Küçük izciler aynı yöne koşarlar ve dairenin etrafında bir tur döndükten sonra eşlerinin önüne geçerek çömelirler

– son kalan küçük izci ve eşi oyundan çıkar.

          HOPLA – ÇÖK

Malzeme: Bir düdük, her küçük izciye 3’ er fasulye

           Küçük izciler daire şeklinde yürürler. Lider düdük çaldığı zaman yere oturur. En son oturan küçük izci bir fasulye kaybeder bu yürüyüş hoplayarak, sekerek vs. şeklinde olabilir.

           Bu oyunun diğer bir şeklide şöyle olabilir.

Lider bir hikaye anlatır. Daha önceden kararlaştırılmış olan kelime geçtiğinde küçük izciler otururlar.

          KALEYE HÜCUM

           Malzeme: Futbol Topu

           Küçük izciler, hücum ve müdafaa takımları olarak ikiye ayrılırlar müdafaa takım yüzleri dışarı gelecek şekilde daire olurlar. Ve bir kaptan seçerler. Bu, kaptan dairenin içinde durur. Diğer takım bunların etrafına dizilirler topu içine atmaya çalışırlar.

           Top dairenin içine girdiği zaman içerde bulunan küçük izci topu dışarı atar.

           Ancak topun yere değmesi gerek. Yere değdiği taktirde kale zapt edilmiş olur ve takımlar yer değiştirirler.

 BAYRAK OYUNU

           Oyun Süresi bir-bir buçuk saatir.

           Birbirinden 500 m. uzakta iki tepe üzerinde birer bayrak vardır. Her bayrağın yanında üç izci bulunur. Bu izciler kendilerinden 500 m. uzakta olan izci kampından tepelere çıkmışlardır. Şimdi bu iki izci grubu birbirleriyle anlaşacaklar ve birleşeceklerdir. Kamp yerindeki diğer izciler bunların birleşmesine engel olacaklardır. Ancak bayrak yanındaki izcileri yakalaya bilmeleri için onların bayrak yerinden 200 m. uzaklaşmış olmaları şarttır.

           Dikkat edilecek noktalar: bayrak ile birbirleriyle anlaşarak buluşma noktalarını kararlaştırmalıdırlar. Bu yeri kamptaki izcilere anlatmamak için gayet gizli işaret vermelidirler. Tepeden ayrılırlarken mümkün olduğu kadar görünmemeli, gidecekleri yönü belli etmemelidirler.

            KUŞATILMIŞ ŞEHİR

           Oyun müddeti takriben bir saattir.

           Oyun sahası çalılıktır.

           Arazide belli bir nokta kırmızı kuvvetler tarafından kuşatılmıştır. Kırmızı kuvvetler bu noktaya ancak 300 m. kadar yanaşabilmiştir.

        Bunun dışında kalan mavi kuvvetler şehir ile anlaşmak maksadı ile 45 postacı çıkarmış ve bu şehre girme emrini vermiştir. Postacılar aldıkları mektubu kırmızı kuvvetler arasından geçerek arazide gösterilen özel noktaya (ağaç, flama, çadır) götürecektir. Kırmızı kuvvetler şehir ile dışarıdaki kuvvetlerin antlaşmasına mani olacaktır. Yakalanan postacıdan mektup alınır ve esir olarak bağlanır. Postacılardan 1/3’ ü başarılı olursa oyunu mavi kuvvetler kazanır.

           KAMP SAVUNMASI
 
           İzciler mavi, kırmızı olmak üzere ikiye ayrılır. Her grup iki üç kişilik küçük gruplara ayrılır. Sınırları belirtilmiş bir ormanın her hangi bir yerinde tahkim edilmiş bir kamp vardır. (Takriben 20 m. çapında bir sahaya ağaçlara kağıt yapıştırarak belli edilmiştir.)
           Küçük gruplara bölünerek ormanda bulunan kırmızı tarafın izcileri bu kamp yerine 50 m.’ den daha yakına yanaşamazlar. Mavi taraf izcileri oyun sahası sınırlarında yer alır ve kampa girmeğe çalışırlar.
           Dikkat edilecek noktalar: kırmızı taraf grupları mavileri kampa girmeden yakalamaya çalışırlar. Mavi gruplardan biri hiçbir yerden kampa girmek imkanını bulamazlarsa dolaşırlar gösteri hücumu yaparlar.
 
           İZCİ SÖZÜ YARIŞI:
          Malzeme: Her oba için, yeterli ufak kağıt, kalem

          Hazırlık: 1-7’ye kadar her oba için hazırlanmış ufak kağıt ve numaralanmış olarak (1-10 arasında)

          Her obanın karşısında 1,7 kadar ufak kesilmiş ve üstünde 1-10 kadar numara yazılı kağıtlar rakamlar görünmeyecek şekilde bir yere konur. Oba tek sıralı derin kolda bulunur. Başlama işaretiyle ilk izci koşar, bir kağıt alır. Okur ve kağıdın üstündeki numaraya göre izci türesini kağıda yazar ve sırasına döner. Böylece obadaki izciler oyunu sürdürürler sonunda küçük kağıtlar tasnif edilir. Doğru ve sayısı fazla olan hangi oba ise o kazanır.

           SARGI YARIŞI:
         Obalar derin kolda dizilirler. Obabaşı obanın önünde obaya karşı durur. Başlama işaretiyle ilk izci kendi fuları ile obabaşının başına, eline ayağına, dirseğiyle vb. yerlerden birine sargı yapar. Hemen yerine koşar. İkinci izci aynı şeyi yapar böylece hangi oba evvel bitirirse o kazanır.

           SANDALYEDEN SANDALYEYE:

         Obalar derin kolda ve aynı hizada geriye doğru dizilirler. Her obanın önüne iki sandalye 1m. aralıkla yüzleri obaya dönük durumda konur ve ayakları tebeşirle döşemeye işaretlenir. Başlama işaretiyle ilk izciler koşarlar. Birinci sandalyenin etrafında döndükten sonra (8 çizecek şey) yerine gelir ikinci izci koşar. Birinci gelen oba kazanır.

           KOVAYA FIRLATMA:

          Malzeme: İki tenis topu, plastik kova, bir değnek, tebeşir.

        Hazırlık: Salonda (arazide) 150 cm. eninde iki çizgi çizilir.

                        “geçilmez nehir”.

          Bir başka obanın obabaşı, nehrin karşı tarafında yere konmuş bir kova ve elinde bir değnekle durur. İlk izci topu kovaya sokmak için atış yapar. Obabaşı da elindeki değnekle topa mani olmaya çalışır. Bütün oba atış yapar. Obabaşı olduğu yerden adım atamaz ancak bulunduğu yerden müdahale yapabilir. İzciler de nehire giremezler başarılı atış puan getirir. En çok puan alan oba kazanır.

           DENGE YARIŞI:

         Malzeme: Metal bir tabak içi su dolu.

         Oba belli bir mesafede sıralanır. Başlama ve bitiş yerleri çizgi ile belli edilir. Yarışa başlayacak ilk izcinin önünde metal bir tabak içi su dolu vaziyette yerde durur. Başlama işaretiyle izci tabağın içindeki suyu dökmeden yarışı bitirirse o kazanır.

           TENEKE POLO
         Malzeme: Her oba için bir değnek, bir tane silindir teneke kutu.

         Obalar bir çizgiyi gerisinde obabaşı başta olmak üzere derin kolda sıralanır. Teneke kutu sahanın ortasında sonunda ve orta yerde durur. Oba başının sırtına ikinci izci biner ve eline değneği alır. Başlama işaretiyle kutuya kadar gidilir. Değnekle teneke kutu sürülerek başlama çizgisinden döndürülür ve yerine kadar sürülür. Daha sonra kutu eski şekline getirilir.    

           TİLKİNİN KUYRUĞU

        Sınıfın tahtasına kabataslak bir tilki resmi çizilir, kuyruğu çizilmez. Ebe, işaret edilen yerden gözü bağlı olarak (4-5 adım uzaktan) tahtaya gider ve kuyruğu çizer. İstenen biçimde çizen izci alkışlanır. Çizemeyen izci de yalnız işaret parmağı vurularak, sınıfça sessizce alkışlanır.

       Dilekler:

      Kuyruğu çizen izci, üzerine adını yazarsa, en yaklaşık çizebilen de ayrılmış, mukayese edilmiş olur.

           İĞNE-İPLİK OYUNU

İki grup halinde oynanacağı gibi, kümeler arası da oynanabilir. Küme veya gruplardaki izci sayıları eşitlenir. Her kümeye bir dikiş iğnesi ve bir de iplik verilir. İzcilere oynama sırasını tanıtmak için birden başlayarak sayı saydırılır veya elle sıra gösterilir. Bir numaralı izciler liderin, “Başla!” işaretiyle ipliği iğneye geçirirler, iki numaralı izciler gelir ipliği iğneden çıkarır, üç numaralı izciler gelir,ipliği iğneye takar ve oyun böylece devam eder. Grupların en son izcileri iğne ve ipliği lidere getirirler. İlk getiren grup, yarışmayı kazanır.

Dilekler:

1- İpliği takan veya çıkaranlar belli bir yere gelip,herkesin gözü önünde çalışmalıdır.

2- Her grubun başına bir başkan konması yararlı olur.


  MEŞHUR ADAMLAR
İzciler defter ve kalemlerini hazırlar ve lideri beklerler. Lider veya oyunu idare eden:

“Hangi harfi söylersem,o harfle başlayan ünlü kişilerin adlarını yazacaksınız...” der ve bir harf söyler. Belli bir zaman sonra siyasette, bilimde, tarihte, futbolda, müzikte vb. ün yapmış adamlardan en fazla isim yazan izci, oyunu kazanır.

         Dilekler:

1- Konu, küme seviyesine göre değişik alınabilir .İllerimizin yazılması, dağlarımızın yazılması, nehirlerimizin yazılması vb.  istenebilir.

2- Verilen süre bitince mutlaka tümüne kalemler bıraktırılmalı, hatta dirsekleri sırada olmak şartıyla havada  da tutturulabilir.

           BİR DAKİKALIK HATİP

        Ebeye bir konu verilir ve bir dakikada bunun hakkında sınıfa bilgi vermesi, tanıtması istenir .En güzel konuşan,anlatan ünitece seçilir.

 

           YİYECEK YEDİRME OYUNU

      Her oba birer takım olur. Obadaki bütün izcilerin gözleri bir kumaş veya fular ile sıkıca kapatılır. Beslenecek bebek (ki oda obanın bir ferdidir) takımların bulunduğu yerden uzak bir yerde bekler. 1. Yarışmacı elinde bir kaşık (içinde reçel veya yoğurt bulunabilir) ile besleyeceği bebeğe doğru yürümeye çalışır. Önemli olan bu bebeğin ağzını tam bulup hiç dökmeden onu beslemektir. Hangi takım bu işi başarırsa o birinci olur.

 

           TEHDİT EDİLEN KAMP

      İzcilerin yarısı ormanın içinde kamp kurarlar. Kamp yeri renkli flama veya yığılmış arka çantaları veyahut buna benzer şeyler ile temsil edilir. İzciler kamptan takriben 100 m. uzakta 50 m. aralıkla çepeçevre yer alırlar. İzcilerin yarısı bu postalar arasından geçerek kamp yerine gelmeye çalışırlar. Kamp yerini müdafaa eden izciler kampa 100 metreden yakına yaklaşamazlar. Kampı tehdit eden izcileri ancak bu mesafenin dışında vurabilirler.

      Hayat şeridi koparılan izci oyun harici olur. Kampı müdafaa edenlere şerit yoktur.

     Dikkat Edilecek Noktalar:

     Hücum edenler 20-30 metreye kadar gayet dikkatli yanaşmalı ve ondan sonra çabuk koşarak yarmaya çalışmalıdır. İlk üç kişi beraber hücum ederek biri yakalanırsa diğeri kamp yerine gidebilmelidir.

           BAYRAK ZAPTETMEK

      Oyun Müddeti: Oyuna katılacak izcilerin sayısına göre yaklaşık 2-3  saattir.

      Sınırları belli olan ormanlık bir araziye biri beyaz biri kırmızı iki, bayrak dikilmiştir. İzciler iki gruba ayrılır. (Sol kolları üzerine beyaz ve kırmızı yün ipliği bağlanarak birbirlerinden ayrılırlar.)  Bunların ödevi oyun sahasının muhtelif taraflarında ormanlık içine girerek bayrağı aramaktır. Her grup kendi bayrağını bulmak ve düşmanın hücumlarından korumak mecburiyetindedir. Diğer grubun bayrağını bulmak on sayı kazandırır. Eğer hasım bayrağı oyun sonuna kadar müdafaa edilirse 20 puan kazanılır.

     Oyunun Neticelenmesi: Hayat şeridi mücadelesi ile olur. (Kolundaki yün ipliği kopan izci yakalanmış sayılır.)

     Dikkat Edilecek Noktalar: Her iki grup küçük kısımlara ayrılır. Bunlardan bir kısmı oyun sahasına bayrağı aramaya giderler. Eğer bir grup tarafından her bir grup tarafından her iki bayrak da bulunursa görülmeyecek bir yere gizlenir ve burada müdafaa ederler.

           BASKIN

       Oyun Müddeti: 1/2-1 saattir.

      İzcilerin yarısı A noktasından B noktasına yürürler. Diğer yarısı yürüyen izcilere baskın ödevi almışlardır. Yol ormandan ve görünmeyen bir araziden geçer. Netice hayat şeridi mücadelesi ile belli olur.

      Dikkat Edilecek Noktalar: Yürüyüş yapan izciler ileri sürülmüş gözcülerle emniyeti temin ederler. Ve karşı tarafın bütün hilelerini meydana çıkarırlar. Bu suretle pusuya düşmezler. Arka taraflardan giderek diğer gruba baskın yaparlar.

            KARŞIDA AY VAR
       En az altı kişi yan yana dizilir. Birinci olan oyunu yönetir. Sorar “Karşıda ay var” der . İkinci kişi  “Hani nerede” der ve birincinin yaptığı hareketi yapar. Oyun aynı şekilde altı kişinin hareketleri yapması ile devam eder.. Sonunda hepsi tek ayak üstünde kalır ve birinci hepsini birden itekleyerek düşürür.

            ÇÖMEL – KURTUL

Ebe ayakta kimi görürse onu vurmağa çalışır bunun için ebe yanınıza gelirken hemen yere çömelir ebelemekten kurtulursunuz.

  İŞTE CİCOZ
Oyunda öbek bir ipten tutarak (ipe yüzük takılır) yüzüğü dolaştırırlar. Ebe kimin elinde yüzüğü bulursa o ebe olur. Oyun böyle devam eder.

  KELİME BULMA OYUNU

Örnek: Plaj – aj ile biten kelimeler

             Nikelaj – kamuflaj – makyaj

  BURASI – ŞURASI – ORASI

Burası deyince ebenin etrafında toplanılır. Şurası denilince başka yere toplanılır. Orası denilince başka bir yere toplanılır.

  YAKUP NERDESİN

Öbek halka olur. İki ayrı öbekten iki ayrı ebe çıkar. Birinin gözü bağlanır. Gözü bağlanan diğerine Yakup nerdesin ? diyerek yakalama- ya çalışır. 2. ebe el çırparak yerini belirtir.

 ALİ DİYOR Kİ

Ali ne diyorsa küme fertleri aynı hareketi yapar.

 KARIŞIK KELİMELER

 Durankucı – Kunduracı                    Cihanyeme – Meyhaneci

Bilalhumeci – Muhallebici                  Hacımam – Hamamcı

Şemibekci – İşkembeci                     Terimiçik – Kiremitçi

Alispeç – Salepçi                               Kılatacno – Lokantacı

Samikint – Makinist                           Tacikıras – Sigortacı 

  PARALI STAVET YARIŞI

 İkişer kol olunur. Başta duranların ebenin elindeki parayı bulmaya çalışırlar. Eğer para bulunursa gelip arkadaki arkadaşının eline vurur. Bulmazsa buluncaya kadar oyun devam eder önce bitiren oyunu kazanır.

  KIRMIZI – BEYAZ
Bu oyunda gruplar arka, arkaya oturanlar hangi grubun adı söyle- nirse onlar diğerini yakalar. Oyuncular bitinceye kadar devam eder.

  PEŞİMDEN GEL KARŞIMDAN GEL
Oyuncular daire olur her hangi bir oyuncuya vurur, ya peşimden gel ya karşımdan gel der. Oyuna bu şekilde devam edilir.

  ZIP – ZILDIR (Deve – cüce)

Öğrenciler komutla yatırılıp – kaldırılır eğer şaşıran olursa oyundan çıkarılır bir öğrenci kalıncaya kadar devam edilir.

  YAKUP DEDİ Kİ

Yakup dedi ki: Tüm hareketler Yakup dedi ki cümlesiyle başlar.

  YÖNLER

Ortada Lider durur Lider hangi tarafa dönerse gruplarda kendi yönünü bulur oyun böyle devam eder. 

  SIÇRAYAN HALKA

 İzciler halka olurlar. Halkanın ortasına bir izci çıkar. Bunun elinde bir ucuna ağırlık bağlanmış bir ip bulunur. (Ağırlık: ayak- kabı, kum torbası vs olabilir.)

İzci ipi çevirmeye başlar ve yavaş, yavaş uzatarak ayaklarına çarptırmaya çalışır. Halkadaki izciler ise ip üzerinden atlayarak kurtulmaya çalışırlar. İpe değen oyuncu oyundan çıkarılır.

  HOROZ DÖVÜŞÜ

 Öğrenciler iki gruba ayrılır, gruplar karşılıklı iki sıra haline getirilir. Ayak burunlarında çömelme vaziyeti alırlar. Karşılarında-kinin elleri içine, kendi elleriyle vurarak onun dengesini bozmaya yere oturtmaya, ya da elini yere vurmaya zorlar. Dövüşürken karşı oyuncunun dengesini bozmak için ayağa kalkmadan sağa, sola sıçranabilir.

Yere oturup düşen, ellerini yere değdiren, dayanan oyunu kaybetmiş sayılır. Yananlar bir kenara çekilir, sonunda hangi gruptan çok yanmış varsa o takım oyunu kaybetmiş sayılır.

 Dilekler:Kalabalık sınıflarda disiplinli olması için her gruptan teker, teker alınıp oynatılır, diğer öğrenciler takım tutar, teşyi ederler. Baştan söylenen 3-5 maçtan sonra galip takım ilan edilir. Böyle olunca, takımlara oyuncularını seçip çıkarma fırsatı da verilmiş olur.  

  ORKESTRA ŞEFİ KİM?

Ebe dışarı çıkar. Sınıftaki bir öğrenci şef olur. Şef ne yaparsa herkes onu yapar. Ebe içeri alınır. Ona şefin kim olduğu sorulur. Bulursa alkışlanır.


  BEN BİR AYI GÖRDÜM
Altı kişi yan yana dizilir. En öndeki:

-Ben bir ayı gördüm.

-Ne yaptı ne yaptı?

-Böyle yaptı (Eller uzatılır)

-Ben bir ayı gördüm.

-Ne yaptı ne yaptı?

-En öndeki poposunu yanındakine vurur ve en sondaki gafil avlanarak düşürülür.

   HAVA ÇOK SICAK
Öğretmen sınıftaki öğrencileri teker teker dışarı çağırarak sözlü yapar.

-Kalk bakalım oğlum Hasan.Hava hava çok sıcak arabayla Urfa’ ya gidiyorsun ne yaparsın?

-Pencereyi açarım öğretmenim.

-Güzel, peki dışarıdan içeri giren havanın basıncı nedir?

-Bilemiyorum öğretmenim.

-Bu da güzel, sıfır.Git arkadaşını çağır.

Sıra ile gelen diğer öğrencilerde sıfırı alırlar.

En son çıkan Serkan, Hakan’a: Arkadaşım sen sen ol sakın camı açma der.

-Söyle bakalım Hakan, arabayla Urfa’ ya gidiyorsun.Hava çok sıcak ne yaparsın?

-Ceketimi çıkartırım öğretmenim.

-Hava çok sıcak diyorum oğlum.

-Gömleğimi de çıkartırım öğretmenim.

-Oğlum Hakan hava çok çok sıcak.

-Pantolonumu da çıkartırım öğretmenim.

-Havca çok çok sıcak diyorum oğlum aç artık şu camı Hakan.

-Şu Sakarya’ da çırılçıplak gezerim ama asla camı açmam öğretmenim.   

  DİKKAT OYUNU

Baş parmağımı uzatıyorum.

Eeee çikki çakki çikki çakki ahaa ahaa (Nakarat)

(Sağa ve sola sallanarak bu sözleri söyler)

Başparmağımı uzatıyorum.

Dirseklerimi geri çekiyorum.

Dizlerimi büküyorum. (Nakarat)

Başparmağımı uzatıyorum.

Dirseklerimi geri çekiyorum.

Dizlerimi büküyorum.

Popomu geri uzatıyorum.(Nakarat)


  AŞURE OYUNU
Her obaya veya (her bir şahsa) aşure malzemelerinin ismini veriyoruz.

Aşure denince her oba (ya da herkes) ayağa kalkar şeker denince şeker obası ayağa kalkar.

Aşure bir tatlı türüdür derken aşure sözü ile ayağa kalkılır.Türüdür sözü ile oturulur.

 MEYVE SEPETİ

Elma üzüm denince sadece elma ile üzüm yer değiştirir.Ebe yer bulursa girer.Meyve sepeti denince herkes yer değiştirir.Ebe kendine yer bulmaya çalışır.

Bulma = Obalar liderlerin dört bir yanına dizilirler.Ebe ya da lider döndükçe obalar dönecekler. Yanlış dönen oba oyundan çıkıyor.

  KARGALAR KARTALLAR

İzciler iki sıra olur, yüz yüze iki metre ara ile dizilirler. Ebe karga dediğinde, kargalar kendi tarafındaki 8 metre mesafeye kaçarlar. Kartallar bu mesafede kime dokunursa o oyun dışı kalır. Kartal dendiğinde kartallar kaçar, kargalar yakalamaya çalışırlar. Eşit şekilde oyun tekrar edilir. Sonunda kimin tarafında daha çok izci kalmışsa oyunu o kazanır.

  NUH'UN GEMİSİ
İzciler eşit sayıda gruplara ayrılırlar, her gruba bir hayvan ismi verilir. Oyuncuların gözleri bağlanır ve uygun şekilde etrafa dağıtılır. Düdük çalınca izciler daha önce aldığı hayvan sesini çıkararak birbirini bulmaya çalışırlar. Saptanan sayıya göre ilk defa birbirini bulan grup oyunu kazanır.  (Hareketler kontrol edilerek çarpışmalar önlenmelidir.)
  MEYVE SEPETİ

Oyuncular kapalı yerde ise birer sandalye, açık havada ise kendilerine bir yer seçer ve daire çizer. Bir oyuncu açıkta kalır. Herkes bir meyve ismi alır. Açıkta kalan oyuncu meyve isimlerinden ikisini söyler. İsmi söylenen izciler birbirlerinin yerlerine geçerler, bunlar geçmeye çalışırken ebe bunların birinin yerine geçmeye çalışır. Açıkta kalan yine ebe olur. Ebe meyve sepeti dediği zaman herkes yer değiştirecektir. Oyun böylece devam eder. Oyuna zaman konulmalıdır.

  KOZALAK TOPLAMA

Her grup üçer kozalak alır. İkişer adım arayla birer daire çizilir. Kozalaklar daire içine konur. Düdük ile izci önce birinci dairedeki kozalağı alır başlangıç noktasına getirir bırakır. Sonra ikinci dairedeki kozalağı alır getirir.Sonra üçüncü dairedeki kozalağı getirir koyar. Hiç beklemeden ikinci izci bu defa kozalakları teker teker dairelere yerleştirir. Oyun böylece devam eder. Hangi gruptaki son adam bu işi önce bitirirse o oba oyunu kazanmış olur.

  BOM OYUNU
Oyun oynayacak 10 öğrenci çıkarılır. 7 ve 7’nin katlarında, sonu 7 ile biten sayılarda BOM deneceği açıklanır ve 1’den başlayarak sıra ile saydırılır. Yanılan, hata yapan oyundan çıkar. Oyun yeniden 1’den başlar. En son kalan yanılmayan öğrenci birinci ilan edilir.

  TELGRAF OYUNU
Oyunu yöneten kişi oynanacak oyun hakkında bilgi verir ve oyunun kurallarını açıklar.

Oynanışı: Yönetici, bir telgraf yazılacağını, bu telgrafın belirtilen sayıdan az olamayacağını, gönderenin ve alıcısının adresinin de olacağını belirtir. Her kelimenin mutlaka verilen harf ile başlanacağı söylenir ve belli bir süre verilir. Öğrenciler telgrafı yazdıktan sonra değerlendirme yapılır.
 
UZUN KUYRUK YARIŞI
Bir grup öğrenciye birer adet beyaz dosya kağıdı dağıtılır. En uzun kuyruğu en önce kim yapabileceği yarış sonunda belli olur. Belirli bir süre verilmelidir. (1 dakika gibi)

  DİKKAT OYUNU
Ayrı bir yere  (öğrencilerin göremeyeceği bir yere) değişik eşyalar konur. Bıçak, çatal, rozet, tebeşir, ayna, toplu iğne, bant, aspirin, kilit, anahtarlık vb. gibi. Bunların sayısı öğrencilerin yaşına göre değişebilir. Öğrenciler gruplara ayrılarak, gruplar sıra ile eşyaların olduğu bölüme gelirler. Eşyaların neler olduğunu dikkatlice incelerler. Gördüklerini belirli bir sürede (1-2 dakikada) yazmaları söylenir. Süre bitiminde değerlendirme yapılır.

  KARA-DENİZ-ADA OYUNU

Ortaya iç içe üç daire çizilir. Dairelerin içine Kara, deniz ve ada yazılır. Dairelerin dışında durulur. Oyunu yöneten kişi ne derse o yapılır. Örneğin DENİZ dediğinde deniz yazan yere, kara dediğinde KARA yazan yere, ada dediğinde ADA yazan yere sıçrarlar. Yönetici öğrencileri yanıltmaya çalışır. Örneğin kara deyip deniz yazan yere sıçrayabilir.Yanılan öğrenciler oyundan çıkarılır.

  DOĞRULUK OYUNU

Kovaya veya sepete 50-60 tane kozalak vb. gibi (lider tarafından sayı bilinmelidir.) koyulur. Her obaya kovadan atılan kozalakları toplamasını ve her obanın ne kadar topladığını sayması söylenir. Topladıklarını geri koymak kaydıyla 250 tane atıyoruz. Sayı söyleyin diyoruz. Obalar söylerler. Toplamı hesap edilir. 250’den fazlaysa doğru söyleyin diyoruz ve doğruyu söylemeleri sağlanır.

  HOROZ OYUNU

Lider iki kişiyi çağırır. Biri beyaz, diğeri başka bir renk olan iki mendili, çağrılan kişilerin görmeleri engellenerek arkalarına iğnelenir. Birbirlerinin arkasında hangi renk mendil olduğu buldurulmaya çalıştırılır. Kendi arkasındaki mendili arkadaşına göstertmemeye çalışır. İlk bilen oyunda kalır, bilemeyen oyundan çıkar ve yerine yeni oyuncu alınır. Oyun aynı şekilde devam eder.

  ŞÖYLE BÖYLE OYUNU
Bir izci, oyun alanının ortasına çıkar, elleriyle çeşitli değişik işaretler yapar. Başının, vücudunun kısımlarını gösterir ve her yeni hareketinde: “Şöyle veya Böyle!” der. Şöyle derken aynı işareti yapan izciler oyundan çıkar. Böyle derken yapan izciler çıkmaz. Hiç birini yapmayan da oyundan çıkar. Üç kişi kalıncaya dek oyuna devam edilir.

Dilekler:

1- Gürültüyü önlemek için, yanlış yapan izciler kendiliğinden çıkmaları aşılanmalı.

2- Alıştırıldıktan sonra bir izcinin yönetmesi,liderin gözcülük yapması yararlı olur.

            ÖLÜ YIKAMA OYUNU  

Gece ateşine katılan misafirlerden gönüllü bir kişi çağrılarak oyunda ölü rolü verilir.

-Ölü yere yatırılarak üzerine çarşaf örtülür.

gibi kocam ben ne yaparım bundan sonra der.

-Oğulları ölünün başına gelerek hem ağıt yakar hem de her biri ölünün el ve ayaklarını tutarlar.

-Karısı oğlanlarım hepiniz buradayken yardım edin de babanızı son kez yıkayalım der.

-Üzerine bir kova su dökerler.

 AHMETTEN GİYİNİYORUM AHMETTEN: (DEFİLE)

-Bir kişi elinde kazak sallayarak manken gibi defile yapar ve" Ahmet'ten giyiniyorum Ahmet'ten" der.

-2.Kişi ceket' ini göstererek "Ahmet' ten giyiniyorum Ahmet' ten" der.

-3.Kişi Pantolonunu göstererek "Ahmet' ten giyiniyorum Ahmet' ten" der.

-4.Kişi sadece şortla otaya gelip çekinerek dolaşır, Bunu gören esnaf niye böyle dolaşıyorsun derler

-Biraz önce üzerimdeki elbiseleri çaldılar. der.

  SOYUNMA YARIŞI:

Obalar bir çizgi gerisinde sırada dururlar. Başlama işaretiyle ilk defa obabaşları ayakkabılarını çıkararak obanın ortasına bırakır. Bunu takiben bütün oba fertleri de aynı şekilde ayakkabılarını çıkarırlar. Çıkarma işlemi bittiğinde yeniden giyinerek eski durumuna gelirler. Hangi oba bu işlemleri çabuk bitirirse o birinci olur. Oyunun daha uzun olmasını istiyorsak (fular, kemer, şapka vs.) de çıkarılır.

  GERİYE PAS VER:

Malzeme: Her oba için bir tebeşir ve top.

Her oba önüne 10 m mesafede bir çizgi çizer. Obadaki ilk oyuncu çizgiye topla birlikte ve takımının önündeki iki numaraya atar. İki numara çizgiye gelir üç numaraya atar. Oyun böylece devam eder. Eğer top düşerse o izcinin tekrarlanması ve takımının başındaki yerine gitmesi ve devam etmesi lazımdır.

  DOKUN SÖYLE

Çocukların her zaman kullandığı eşyalardan birkaçı masanın üzerine konur. İstekli olanlardan bir oyuncu çağrılır. Ona:

-Senin gözlerini bağlayacağım, masanın üzerinde duran bu eşyalara elinle dokunarak adlarını yüksek sesle söyleyeceksin, denir.

Oyuncu kaç eşyanın adını söylemişse o kadar puan alır.

Not: Masaya eşya yerine meyve, sebzelerde konabilir.

 KİM YOK

Öğretmen çocukların haberi olmadan oyunculardan birinin dışarı çıkarır ve :

–İçinizden birinin

Kalıcı Bağlantı Yorum (0)

İZCİ DÜĞÜMLERİ VE BAĞLARI
25/12/2007 · Kategori: IZCI DUGUMLERI VE BAGLARI

 

GEMİCİ BAĞLARI
Gemicilikte kullanma yeri fazla olan halatların kullanıldıkları maksada uygun olarak, kuvvetlerinden kayıp etmeyecek ve iş bittikten sonra kolayca çözülecek şekilde yapılan işleme Bağ denir.
Gemicilikte, 50 ye yakın değişik tip bağ mevcuttur. Bunların bu günkü işlemlerde en çok kullanılanları inceleyeceğiz.
Bir halatı bağ yapmadan evvel incelersek halatın uç kısımlarına Çıma iki çıma arasında kalan kısmına Beden ismi verilir.

Doblin: Şekilde görüldüğü üzere bir halat bedenin sarkık olan kısmına denir.

 

Kroz: Halat bedeninin veya çımalarının birbiri üzerine aykırı olarak konulmasıdır.

 

Piyanlı Kroz: Küçük yelkenli teknelerin çarmıh başlarına yapılan bu bağ, aynı kroz gibi olup krozun sabit durması ve açılmaması için üzerine ince gırcala ile piyan yapılır.

Volta: Halat çımasını, diğer bir halat bedeni üzerine veya bir babaya veyahut bir kolonaya bir kere sarıp bedeni cihetine alınmasıdır.

 

Meze Volta: Bir halatın çımasını bir seren veya kendi bedeni üzerinde bir kroz kırdıktan sonra şekilde olduğu gibi çıma ile bedenin mukabil taraflara alınmasıyla yapılır.
Kropi: Halat çıması, bedeni üzerinden bir kroz alınarak yine aynı bedenin altından alınıp evvelki krozun üstünden ve içinden geçirilmesi ile olur.

 

Dülger Bağı: Bir halatın çımasını veya filika parimasını kolonaya, serene veyahut filika kızaklarına bağlamak için kullanılan bağdır. Bu bağın bağlanıp çözülmesi çabuk ve kolay olduğundan gemicilikte en fazla kullanılan baplardan biridir.

 

Voltalı Dülger Bağı: Dülger bağından daha kuvvetli olmak için yapılan bu bağ dülger bağının bir volta fazlasıdır. Büyük işkampavyaları kızakla karaya çekerken dülger bağının daha kuvvetli olarak bağlanması icap ettiğinden kızak pariması kızağa bu bağ ile bağlanır.

 

Meze Voltalı Dülger Bağı: Denizde her hangi bir sereni çekmek veya sürüklemek için şekilde görüldüğü veçhile seren üzerine yapılan bir dülger bağı ile bir meze voltadan ibaret bağdır. Gerek dülger bağının gerekse voltalı ve meze voltalı dülger bağlarının nasıl yapılacakları şekilde kafi derecede açık olarak gösterilmiştir.

 

Düğüm: Halat çıması, bedeni üzerinde bir kroz kırıldıktan sonra şekilde görüldüğü üzere çıma krozun içerisinden geçirilerek hasıl olur.

 

Kazık Bağı:İki meze voltanın bir araya gelme şeklidir. İpin ucu direk, kazık, dal veya başka bir ipin arkasından dolandırılarak büyük kısmın altından geçirilir ve bir çapraz teşkil edilir. Çapraz teşkil edilen noktada alttan gelen ip tutulur uç aynı istikameti bir defa daha dolandırılır ve kendi altından geçirilerek çapraz yapılır. (Bu bağ bir ipi direğe, kazığa,ağaca bağlamak için kullanılır, çabuk çözülmez ve kaymaz.) Kazık bağı elde yapılarak kazığa geçirilerek yapılır.
Filika parimasını sahilde her hangi bir mahalle bağlamak veya bir halat çımasını puntel ve vardavela gibi iki tarafı kapalı demirlere raptetmek için kullanılır.

 

Çifte Kazık bağı veya Matafiyon Bağı: Kazık bağının iki veya daha ziyade voltasıdır. Kazık bağı gibi bağlanır, fakat sonuncu voltadan evvel bir başka volta daha yapılır. (Katiyen kaymaz, emniyetli bir bağdır, ince bir ipi kalın bir ipe bağlamak, bir ipi ağaca, direğe, dala bağlamak için kullanılır.Bu bağ yelkenleri matafiyonlarından serenlere, çarmıh iskalaryalarını çarmıhlara ve tenteleri de yine matafiyonlarından vardavelaya bağlamak için kullanılır. (matafiyon; tente ve yelkenlere açılan deliklerdir. Bu deliklerin içlerine konulan pirinç veya galvanizli demir halkalara da radansa denilir.)

 

Çifte Düğüm Bağı: İki halat çımalarını birbirine eklemekte kullanılır. Bir halatın çıması üzeine bir düğüm bağı yapınız. Diğer halatın çımasını bu bağın içinden geçirerek birinci halatın bedeni üzerinde olmak suretiyle ikinci bir düğüm bağı yapınız. Her iki halatın çımalarını suga ederek ve iki halatın bedenini çekmek suretiyle düğümleri birbiri yanına getiriniz.

 

Anele Bağı: Bir halatın çımasını demirin anelesine veya gemilerin, bağlamak üzere şamandıraya verecekleri yomaların çımalarını şamandıra anelesine bağlamak için yapılan bağdır.

Balıkçı Bağı: Anele bağının başka bir nevi olup görüldüğü gibi halatın bağlanacağı seren kolona baba veya anele üzerinden iki tam volta alınarak halatın çıması yani C ucu aynı dülger bağında olduğu gibi iki voltanın altından geçirilerek yapılır. C ucunun alacağı vaziyet noktalarla gösterilmiştir.

 

Kolona Bağı: Palamarları sahilde bulunan kolonlara bağlamak için yapılan bağdır.

Kandilisa Bağı: serenleri makara veya bastikalara diğer bağlardan daha yakın bulundurmak için yapılan bağdır. Yelkenli filikaların yelken serenleri kandilisa halatına (mezkür sereni yukarıya ve aşağıya kaldırıp indiren halata) bu bağ ile bağlanır.

 

Çifte Kandilisa Bağı: Bazı yatların gabya yelkenleri kandilisa halatlarına yapılan bu bağ, kandilisa bağının üç voltası olup üçüncü voltanın halat çıması, kendi bedeni etrafından dolaşıp üç voltanın altından geçirilerek ikinci ve üçüncü voltanın üstünden ve birinci voltanın altından olmak üzere çıkarılarak yapılan bağdır.

Margarita Bağı: Tekrar uzatılması icap eden bir halatı muvakkaten kısaltmak veya bedeni üzerinden kol atmış veya sair başka bir sebeple bedeninden zedelenmiş her hangi bir halatın o noktasından muvakkaten basıncı almak için kullanılan bir bağdır.

Sancak veya Iskota Bağı: Sancak savlolarını yekdiğerine bağlamakta, bir halatın çımasını makara bülbülüne raptetmekte ve flok yelkeninin gargari halatını (Gargari halatı, Flok yelkenini aşağıya çeken halattır. Makara bülbülü, makaranın altında bulunan halt çımasının bağlanmasına mahsustur.) floğun çörek yakasına bağlamakta kullanılan bağdır.

 

Çifte Sancak Bağı: Sancak bağının iki voltası olup yağmurlu ve fırtınalı havalarda sancak savlolarını yekdiğerine daha sağlam olarak bağlamak hususunda kullanılır.

 

Beden veya Kamçı Bağı: İnce bir halatı, kalın bir halatın bedeni üzerine bağlamakta kullanılır. Mesela kamçılı palanganın kamçısını patrisa, çarmıh veya sair her hangi kalın bir halatın bedeni üzerine bağlamak hususunda kullanılır.

İzbarço Bağı: Gemilerin sahile verilen yomaları sahilde bir babaya takmak için halatın çımasına yapılan geçici bir kasadır. Gabya çubuğu ile patrisalarda çalışacak personeli bu gibi yüksek mahallere çıkarmak ve indirmek için de bu bağ kullanılır.

 

Leş veya Sugalı İzbarço Bağı: Suyun üstünde veya dibinde görülüp de yetişilemeyen veya el ile dokunulması istenilmeyen her hangi bir cismi tutmak için kullanlan ve kement gibi çekildikçe sıkışan bir bağdır.

 

Doblin İzbarço Bağı: Bir halatın çımaları başka işlerde kullanılıp yalnız doblinine yapılan izbarço bağı olup direk ve çubuk gibi yüksek mahallere çıkmak için kullanılan bu bağ şekilde görüldüğü üzere iki kasadan ibarettir. Kasalardan biri koltuk altına diğeri de kalçalar altına alınır.

 

Çifte İzbarço Bağı: Personeli bir direğe veya bacaya veyahut Istralyaya çıkarmak için kullanılan bir bağdır. Görevli er bu bağın bir doblinine oturur, diğeri doblin koltuk altlarından geçer. Halatın diğer çıması erin çıkacağı donatılan bir bastikadan geçirilerek istenilen yere kolayca çıkarılır.

 

Camadan Bağı: Yelkenlerin camadana vurulması yani (yelken satıhlarının küçültülmesi) için camadan(kalçalarını) kamçılarını birbirine bağlamakta kullanılır.

 

Yoma Bağı: Aynı burgatada olmayan halatları yekdiğerine bağlamak için kullanılır.

 

Meza Voltalı Yoma Bağı: Gemilerin sahile veya şamandıralara bağlamak üzere kurt ağızlarından ve loçalardan verecekleri halatları yekdiğerine eklemekte kullanılır.

İzbarçolu Yoma Bağı: Kurt ağızları ve loçalardan geçmeyecek iki halatı yek diğerine bağlamak hususunda kullanılır.

 

Kanca Krozu Bağı: Çıması kısa kalmış bir halatı palanganın hareketli makara kancasına bağlamak için kanca üzerine yapılan bir krozdan ibarettir.

 

Burmalı Kanca Bağı: Her hangi bir halatı bedeninden palanganın kancasına bağlamak için yapılan bağdır.

 

Çifte Kanca Bağı: Palanganın kancasına emniyet edilemediği zamanlarda halat çıması palanganın makara bülbülüne bu bağ ile bağlanır.

Bindirme Kanca Bağı: Kanca ağzının açılmasına mani olmak için yapılan bağdır.

 

Tahta Bağı: Bacayı ve bordayı raspa etmek veya boyamak için baca yahut bordaya iskele kurmak üzere asılan tahtaların uçlarına yapılan bağdır.

 

Buranda Bağı: İstif olunacak yelkenleri ve buna benzer eşyayı bağlamak için yapılan meze voltalardan ibaret bağdır. Harp gemilerinde erat burandaları da bu bağ ile bağlanır.

 

Küp Bağı: Küp gibi kaidesi küçük karnı geniş cisimlerin dikey kaldırılması için küpün üzerine yapılan bağdır.

 

Olta Bağı: Çözülmesine lüzum görülmeyen eskimiş halatları eklemekte kullanılan bağdır. Balıkçı oltalarındaki kıllarda yekdiğerine bu bağ ile bağlanır.

 

Barbarişka: Irgat veya bir vinçle iyice boşu alınmış bir yomayı muvakkaten tutarak kaçırılmadan babalara volta etmek için yomanın bedenine şekilde görüldüğü üzere bir meze volta alınıp bükümü cihetine sarılan ince bir halattan ibaret bosaya barbarişka tutmak denir.

 

İspanyol Çıngınası: Gergin bulunan iki halatı bedenlerinden birbirine yaklaştırmak için üzerine sarılan ince bir halatın iki ucuna kavela takıp kavuşturulacak halatları birbirine kavuşturmak usulüne İspanyol çıngınası denilir.

Kavela Bağı: İspanyol çıngınası ve bilhassa piyan yapılırken halatın çımalarını iyice sıkmak için kavelanın ucuna yapılan bağdır.

 

Marsepet veya Filador Bağı: İki kasayı yekdiğerine veya yelkenli filika çarmıhlarını landa demirine raptetmek için kullanılan bağdır.

Piyan Bağı: İki ayağı aynı derecede zor gören çarmıh veya patrisa kasalarını teşkil etmek veya makara sapanlarını bağlamak için ince halatlarla, tel ve kalın halatlar üzerine yapılan bağdır.

Kroz Piyanı: Şekilde görüldüğü gibi kroz teşkil eden arma kasalarına krozun açılmaması için yapılan bağdır.

 

Çıma Piyanı: Halat çımalarının açılıp bozulmaması için çıma üzerine yine ince halatlarla yapılan bağdır.

 

İstırangilo: Kasalara yapılan piyan bağlarının sıkıştırılması için üzerine aykırı olarak sarılan diğer piyan bağıdır.

Mürsile veya Ala Portekiz Piyan Bağı: Gergin bulunan iki halatın bedenlerine yapılan piyan bağıdır.
Yukarıda yazılı piyan bağlarından başka adi piyan bağı denilen piyan bağları da büyük ve küçük yelkenli gemilerin arma kasalarında kullanılmaktadır.

İzbarço Tahtası: Direk ve bacalarda boya ve raspa işiyle meşgul bulunan tayfaya boya patlakları ile fırça ve raspa çekiçlerini çıkarmak için kullanılan tahtadır.

Fıçı İzbarçosu veva İzbirosu: Bir fıçıyı ağzı açık olduğu halde dikey kaldırmak için şekilde görüldüğü üzere fıçının alt başından vurulan izbirodur.

Kasalı İzbiro: Bir fıçıyı ağzı kapalı olduğu halde tıpa deliği üstte olmak üzere yatay vaziyette kaldırmak için şekilde görüldüğü gibi mezkur fıçının bedeninden ve şişkin vurulan izbirodur.

 

Denk İzbirosu: Şekilde gösterilen denk ve buna benzer eşyayı gemiye almak ve gemiden çıkarmak için kullanılan doblin izbirodur.

 

Çırçıl: Bir fıçıyı ufki kaldırmak için iki başlarına takılan iki adet enli kancalı bir zincirdir.

 

Arap Bocisi: Rıhtıma rampa etmiş bir geminin rıhtıma yakın bir lumbarından fıçı, bidon ve sair yuvarlak eşyayı rıhtıma çıkarmak veya rıhtımdan almak için kullanılır.
Lumbardan rıhtıma şekilde görüldüğü üzere birbirine yakın olarak iki adet sağlam ve kalın kalas konulur. Kalasların üzerine uçları gemiye merbut iki halat yatırılır. Fıçının altından bir doblin alınarak şekilde görüldüğü gibi tutulur. Hareketli çımaların yani eld bulunan halatların yavaş yavaş laçkasıyla fıçı veya sair madde meniyet ve kolaylıkla rıhtıma çıkarılmış olur.
Bundan başka gemiye alınacak ağır kalas ve saire eşyanın mavna içinde veya gemi ambarında istif esnasında kolaylıkla kavanca edilmesi hususunda da kullanılır. Bu gibi ahvalde iki halatın her iki çıması mapalara veya direk gibi sağlam yerlere tespit edilir. Halatın bedeni

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mustafa Kemal ATATÜRK

3/2/2008 ·

Mustafa Kemal ATATÜRK

ATATÜRK'ÜN İZCİLİĞE VERDİĞİ ÖNEM   

     Atatürk, izcilik konusu üzerinde de büyük önemle durmuş ve Türk izciliğine de, okullar içi izcilik faaliyetleriyle olumlu bir yön vermişti. Daha miralaylığı sırasında resmi görevi itibariyle başlayan bu ilgi ömür boyu sürmüş ve hiçbir zaman eksilmemişti.

    Yurtta izciliğin amaçlarının gerçekleştirilmesini yeterli bulmayan Harbiye Nezareti 15 Haziran 1914 tarihinde “Genç Osmanlı Cemiyetleri” adı altında bir teşkilat meydana getirmiştir. Bu örgütün Genel Müfettişliği görevine de Mustafa Kemal atanmıştı. İşte Atatürk, Gençlik Cemiyetleri Umumi müfettişi olarak çalışmış olmasının verdiği yakınlıkla izci meselesi üzerinde önemle durmuş; izcileri Cumhuriyetin yarınlarının bekçileri olarak görüp kabul etmiş, disiplinli bir biçimde yetiştirilen izcilerden yurt savunması yönünden de büyük yararlar sağlanabileceğine inanmıştı.

    Atatürk’ün Gençlik Cumhuriyetleri Umumi Müfettişi olarak, “Makam-ı Celiliye” hitaben “Mahrem” kaydıyla kaleme aldığı rapor, O’nun izcilik hakkındaki görüş ve düşüncelerini anlama bakımından önem ve değer taşımaktadır. Rapor şöyledir:

    “Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadıyla ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğe fevkalade emek vererek azami fedakarlıkta bulunulmuş, maddi, manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugünün ordusunu dağıtmak gereğinde olan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için terhis ettiği subayları istihdama devamla 1908’de ihdas edilen Almanya Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti haiz olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da son derece önemlidir. Bütün hükümetlerce izcilik teşkilatı birbiriyle adeta yarışırcasına yayılmakta ve mensupları fikren, ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir.

    İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri, genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir.

    Hükümet idaresinin yeniden teşkilini kararlaştırdığı şu günlerde genç dernekleri teşkilatının kurulmasına, yayılmasına ve bu konunun yüksek makamlarca ele alınmasına mutlak bir zaruret vardır. Binaenaleyh:

1. Orduyu ıstırabında bulunan yeni hükümet 12 yaşından itibaren gençleri vatani ve milli bir gaye ile terbiye ile, yaşları mütenasip, fennî ve yeknesak bir surette yetiştirmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan milletin en aydınlarını teşkil eden subaylardan okullarda ve genellikle dernekler teşkilâtında öğretmen ve rehber sıfatıyla tercihen kullanılması lazımdır. Bu suretle subaylarımız hükümete malî bir yük teşkil etmeyecekleri gibi en yararlı bir vazife ile görevlendirilmiş olacaklardır.

2. Genç dernekleri Teşkilâtı’nı verimli esaslara istinat ettirmek için Millî Savunma, Millî Eğitim ve Evkaf Bakanlıkları ile mahalli belediyeler ve teşkili düşünülen Cemaat-ı İslami’yenin müştereken yardımı sağlanmalıdır.

3. Genç Dernekleri Umumî Müfettişliğine bağlı olmak üzere bölgelere göre dernekler müfettişlikleri ihdas edilmelidir.

4. Okullarımızda meslekî ve bedenî eğitim konusunda esaslı bir program ve faaliyet yoktur. Kulüplerde gençler basit oyunlar ve fikirleri zedeleyen politikayla meşgul oluyorlar.

Gençliğin gelişmesine yarlı başak bir cemiyet hemen hemen yok gibidir. Bu gibi kulüp ve cemiyetlerde sağlığı koruma, iyi geçinme, fikri eğitim, anatomi, fizyolojiye ait umumi derslerin konusu dahi yer almıyor. Sözü edilen kulüp başkanlarını siyasetin dışında kalmaları, aydın ve gerektiğinde beden eğitimi öğretmenliği yapmaya dahi muktedir kişiler olmaları, kulüplere yaşça küçük olanların kabul edilmemeleri ve okul öğrencilerine kulüplerin kapalı olması şarttır.

5. Son zamanlarda Milli Eğitim okullarında sınırlandıran beden eğitimi ders saatleri arttırılarak, genç dernekleriyle alakalı görev ve kuruluşlar devam ettirilmeli ve köylere kadar esaslı bir şekilde yayılmaları sağlanmalıdır.

6. Spor kulüplerin ıslahı ile müdavimlerine Gençlik Dernekleri Teşkilatı ile de münasebet tesis etmeleri kabul ettirilmelidir.

7. Gerek okullarda, gerek spor kulüplerinde ve cemiyetlerde genç dernekleri kıyafetlerinin kabulü, sağlığı koruma, sosyal eğitim, fizyoloji ve anatomi derslerinin öğretimi ve umum için gece derslerinin ihdası temin edilmelidir.

8. Az da olsa bütçenin müsaadesi nispetinde ödenek sağlanmalıdır.

9. Bütün Genç Derneklerinin teşkilatına girecek olan fakir çocuklarına memleketin sanatı ile mütenasip iş bulup sanatkar olarak yetiştirilmek suretiyle kişisel çalışmalarına dayanan geçimlerini sağlamaları öngörülmektedir.

10. Terbiyevi ve içtimai Genç Dernekleri mecmuasının eskiden olduğu gibi yayına devam etmelidir.

11. Vaktiyle Astsubay okullarının 13-14 yaşındaki öğrencinin bile çantasız ve silahsız talim ve terbiyeyi ifaya muktedir olduğunu tecrübe edilmesini istemiştim. Bu talebim isaf edilmiştir.

12. İzci, Keşşaf veya Spor Kulübü adı altında vücuda getirilecek bütün teşkilat genç dernekleri meyanında addedilerek Dernekler Genel Müfettişliğine bağlı olmalıdır.

    Ordunun tahdidi mecburiyetinin yukarıdaki maruzatım ile kısmen olsun telafi edilebileceğine halisane inanmadığımı yüce makamlarına arz ederim.”

    Atatürk, mutlu yarınlar için sevgi ve güven duyduğu Türk izcilerini resmi bayramlardaki geçit törenlerinde görmeyi özellikle arzulamış, bunun sonucu olarak da Atatürk devrinde yurdun dört yanından gelen izci oymaklarının Ankara’da Atatürk’ün önünde yapılan Cumhuriyet Bayramı geçit törenlerine katılmaları bir gelenek halini almıştır.

    Atatürk ayrıca Türk izcilerinin kıyafetleri ve yetiştirilmeleri konularında verdiği direktiflerle de izciliğin olumlu yönde çevrilmesinde önemli rol oynamıştır.

    Türk izciliği, Atatürk’ün emir ve direktifleriyle vücut bulan bir örgüt olarak doğdu, faaliyet gösterdi. Atatürk’ün ilgi ve güvenini kazanmakla da ebedi bir gurur ve şerefe mahzar oldu. “Keşşaflık” Atatürk ile “izcilik” şekline dönüştü.

 

ATATÜRKÇÜLÜK VE GENÇLİĞİN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DOĞRULTUSUNDA YETİŞTİRİLMESİ


     Coğrafi konumu nedeniyle dünyanın stratejik yerlerinden biri olan Türkiye uzun yıllardır emperyalist güçlerin gizli ve açık saldırılarına hedef olmuştur. Ulusal Kurtuluş Savaşımız açık saldırılarının en önemlisidir.

     Bu savaşta Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının üstün gayretleri ve ulusun azmi ile başarılı olundu. Böylece Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin temeli olan Atatürk ilke ve devrimleri, geleceğimizin teminatı olan genç kuşaklara iyi anlatılmalı ve benimsetilmelidir. Bu gerçek bilerek veya kasıtlı olarak göz ardı edilirse ya da çarpıtılırsa ulusumuzun başına nelerin gelebileceği çok yakın geçmişteki acı olaylar göstermiştir. Bundan dolayı o karanlık günlere yeniden dönmemek için gençlerimizi Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirmemiz şarttır. Zaten günümüzde bir çok ideoloji çekiciliğini yitirdi. Ancak Kemalizm yeniden güncellik ve çekicilik kazandı.


ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEDE İZCİLİK


     Atatürkçülük demek çağdaşlık demek, ilericilik demek, laik demektir. Atatürkçülük demek, doğruluk demek, dürüstlük demek, düzen demektir. Atatürkçülük demek, düne değil, hatta bugüne değil, yarınlara bakar, ona göre kendimizi ve toplumumuzu hazırlamak demektir.

     Atatürkçülük demek, bugün dünden daha çok aradığımız O eşsiz insanın, O dünyanın gelmiş geçmiş en büyük devlet adamının, O eşsiz askeri dehanın daima yolundan, izinden gitmek demektir.

     Atatürkçülük demek, O’nun ilke ve inkılâplarına, bütün gücümüzle, sahip çıkmak demektir. O’nun dünya görüşünü benimsemek demektir.

     Atatürkçülük demek, bilim, mantık ve akıl, modern düşüncelerle dolu Türk gençliğinin yetişmesi demektir.

     Atatürk bilim ve tekniğin ilerleme, gelişmeleri yürütme, vatanını seven ona gönül veren bir gençliğin yetiştirilmesini istemektedir. Kaybetmeyen, parçalamayan, başka ideallere asla saplanmamış, bunlara asla iltifat etmeyen bir gençliğin, Türk gençliğinin yetişmesi ve var olması için elinden geleni yapmıştır. Çağdaş ve ileri milletlerin seviyesine çıkacak bir gençlik istemektedir, Atatürkçülük.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

<%EntryBody%>.

<%EntryCommentCount%> yorum yazılmıştır

Yazan:<%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%> | Tarih: <%CommentDate%>
Konu: <%CommentTitle%>

<%CommentBody%>

Bağlantı » Düzenle » Sil

« Önceki ::

???!!!*-_-Yorum Yaz-_-*!!!??? ---------------------------------

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- =>Bu Bir www.izciseversayar123.blogcu.com Hizmetidir<=